ZEYNEL COŞAR : SGK BATARSA DEVLET BATMIŞ DEMEKTİR 3

        SSK GERÇEĞİ-3
        KEMAL KILIÇDAROĞLU GENEL MÜDÜR DEĞİLKEN  SSK NE HALDEYDİ?
        KILIÇDAROĞLU ORTADA YOKKEN BORÇLULAR SSK KAPISINI KESMİŞLERDİ:

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, SKK Genel Müdürlüğü’ne 18 Mayıs 1992 günü atandı. 1991 yılı Ekim’inde yapılan seçimde 1983 yılından beri iktidar olan Anavatan Partisi seçimi kaybederek muhalefete düştü. Süleyman Demirel başkanlığındaki DYP ve Erdal İnönü Başkanlığındaki SHP ortak  Koalisyon Hükümeti kuruldu. DYP-SHP Hükümeti kurulalı altı ay bile olmamıştı. 18 Mayıs 1992 günü Kemal Kılçdaroğlu, SSK Genel Müdürlüğüne ataması yapılmadan ilaç firmaları, eczaneler ev üniversite hastahaneleri SSK’ya isyan ediyorlardı. “ Hey SSK bir yıldır alacaklarımız ödenmedin, bizi iflas ettirdin” diye bağırıyorlardı. 
DYP-SHP hükümetinin göreve başlamasının daha birinci ayında, ANAP Hükümeti döneminde başlayıp, yaklaşık bir yıldır devam eden SSK ile ilaç firmaları arasında borç krizi patlak vermiştir. Bu borç krizini 28 Ocak 1992 Milliyet Gazetesi'nin birinci sayfasında ki “SSK’YA İLAÇ YOK” manşet haberinden öğrenelim “...SSK’YA İLAÇ YOK: SSK’nın borcu, hastaları ilaçsız bırakacak. İşçi emeklilerine 15 Şubat'ta maaş ve farklarıyla 2 trilyon lira ödemek zorunda olan SSK, 110 ilaç firmasına olan 300 milyarlık borcu için ödemeleri durdurdu. Firmalar da SSK’ya ilaç vermeyi kesti. SSK’nın elindeki ilaç stokları da tükenince kalp ve kanser hastaları bir yana, baş ve diş ağrısına bile ilaç bulunamayacağı öne sürüldü. İlaç firmaları Temmuz (1991) ayından beri ödemelerin aksadığına dikkat çekerek, 110 firmanın SSK’dan alacağının 600 milyar liraya ulaştığını, bu firmaların 300 milyar liralık bölümünün hemen ödenmesi gereken borçlardan oluştuğunu “ bildirdiler. SSK Genel Müdürü Yalçın Sayın şunları söyledi. “Daha geçen hafta bize ulaşan faturalarla birlikte 20 firmaya olan borcumuz 300 milyar liraya ulaştı. Şubat ayının 15’inde işçi emeklilerine toplam 2 trilyon lira ödeyeceğimizden ödemeleri durdurduk. Kamu kuruluşları, belediyeler ve özel sektörde 4 trilyon liralık alacağımızdan tahsil yaparsak ödeme yaparız “dedi.” ( Milliyet,28 Ocak1992)
Bu olay 28 Ocak 1992 günü basına yasıyor. Peki SSK bu kadar mali sıkıntı içindeyken Kılıçdaroğlu nerede?  Belki de SSK Genel Müdürlüğü'nün nerde olduğunu bile bilmiyordur. Kılıçdaroğlu daha ortalıkta yokken,18 Mayıs 1992 günü atandığı SSK Genel Müdürlüğü'nde altı ay öncesinde, yani Ocak 1992 ayında bu kriz yaşanıyor. O zaman ki SSK Genel Müdürü Yalçın Sayın bir açıklamasında ilaç firmalarını adeta “bağırın durun size para yok” der gibi diyor ki “4 trilyon pirim alacağımız var, ödemediler,  şu anda  kısa vadede çözümü de yok.”  Yani varlık içinde yokluk çeken bir zavallı SSK, orta yerde kıvranıp duruyor.
Ocak ayında yaşanan bu ödeme krizinin  çözülmediğini ve  tam tersine  daha da ağırlaştığını, beş ay sonra 16 Mayıs 1992 günkü Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan bir başka SSK haberinde öğreniyoruz. Dikkat edin  Sayın Kemal Kılıçdaroğlu daha SSK Müdürlüğü'ne atanmamış. Cumhuriyet’in 16 Mayıs 1992 günkü haberi şöyledir. “… İLAÇ ÜRETİCİLERİ SSK’YI TEHDİT ETTİ : Ankara ve Samsun’da ki eczane sahiplerinden sonra, ilaç üreticileri de SSK’dan alacakları 900 milyar liranın ödenmemesi halinde ilaç sözleşmelerini fesih edeceklerini” açıkladılar. İlaç İşverenleri Sendikası; “ 11 aya yakın bir süreden beri SSK sevkiyatını sürdürebilmek için faizi %120’lere varan kredilerle başvurmak zorunda kaldıklarını ve sektörde bir çok işletmenin iflasla karşı karşıya bırakıldığını” açıkladı.” ( Cumhuriyet-16 Mayıs 1992) 
Bu haber 16 Mayıs 1992 günü Cumhuriyet’te çıkmış. Kemal Kılçdaroğlu nerede? Kemal Bey daha adımını SSK’nın kapısından içeri atmamış. Bağ-Kur Genel Müdürü, SSK gibi zorluklar içinde kıvranan Bağ-Kur’u düzeltmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu, daha SSK’nın başında yok. Ama bir yıl öncesinden başlayan ödeme krizi, SSK’yı ciddi çıkmazlara sokmuş durumdadır. Alacaklılar SSK’nın kapısına dayanmış, “Yetti artık aldığınız ilaç ve medikal paralarımızı ver, borçlarını öde! İflas ettirdiniz bizi ! “ diye bağırıyorlar. 16 Mayıs 1992 gün ki  gazete haberlerini okuyunca, Cumhurbaşkanı Sayın  Recep Tayyip Erdoğan’ın ve yandaş basının sürekli olarak “ Bakın hey vatandaşlar! SSK kar ediyordu ,Kılıçdaroğlu geldi batırdı.” söyleminin hiçbir şekilde  doğru olmadığını görüyoruz.  K. Kılçdaroğlu daha SSK Genel Müdürlüğü'nün kapısından içeri girmeden, sadece ilaç üreticileri SSK’nın kapısına dayanmış “Hey SSK! 900 milyar borcun var, ver paramı” diye bağırıyorlar.
Sadece ilaç şirketleri mi? 1992 Nisan ayından itibaren de Üniversite Hastahaneleri de feryat ediyordu. “ Hey SSK, durmadan bana ağır hastalarını gönderip durdun. Ben onları tedavi ettim. Ama bana  harcadığım paralarımı ödeyemiyorsun, borç içinde kaldık. Bundan sonra ben de SSK’dan gelen hastalara bakmayacağım, artık bana hasta gönderme! ” diye ültimatom üstüne ültimatom gönderiyorlardı.
O zaman SSK’yı kim bu mali krize soktu? SSK’yı zora sokan, Sayın  Tayyip Erdoğan’ın örnek aldığı Turgut Özal ve 1980 öncesi iktidarlardır. Geçmiş iktidarlardır. SSK’nın  işçi primlerden gelen paralarını sıfır faizle kamu bankalarına yatırmayı zorunlu hale getiren ve orada işverenlere kredi olarak aktaran  devrin Başbakanı Turgut Özal’dır. Karşılığı olmayan sosyal yardım ve yakacak yardımı kalemlerini SSK’nın sırtına yükleyen bu iktidarlardır. Kaçak işçilik, sigortasız işçi çalıştırmak  bu iktidarlar döneminde alıp başını gitmiştir. SSK eline geçen parasını zorla kamu bankalarına ve kamu fonu  kağıtlarına 20 yıllığına  sıfır faizle yatırtan bu iktidarlardır. SSK  ihtiyacı olan her şeyi %60- 70 enflasyonla ve ona eşdeğer kredi faizi ödeyerek sıcak para bulmak için çabalıyordu. Trilyonlarca parası sıfır faizle orada burada tutulup, işverenlere kredi oluyordu. Eğer SSK Battı diyeceksek, SSK onun için battı. Sen SSK’nın parasını sıfır faizde kilitle, ama o SSK aldığı her malı % 60,%70 enflasyon altında alsın. O zaman böyle bir kurum batmasın da ne batsın?