ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK

ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK

                                             Zafer Direnen Emekçinin...

Bağımsız Maden İş Sendikası, Soma ve Ermenek'te faaliyet gösteren maden şirketlerinde çalışan işçilerin, maaş ve kıdem tazminatlarının ödenmemesi üzerine; buralardan 12 Ekim'de başlayan, 20 gün sürecek olan bir yürüyüş başlattı.
''2 Şehirden 20 Gün'' şiarıyla başlatılan yürüyüşte yaşananları kamuoyu ile paylaşan sendika, aşağıdaki basın açıklamasını yaptı. Sendika yetkilisinin yaptığı açıklamada;
'' ...Uyar Madencilik işçileri akla mantığa, hukuka aykırı biçimde yasanın dışında tutuldu. 14 yıllık mağduriyetler yaratmış Uyar patronu Azim Uyar; bir kez daha siyaset, sarı sendika ve devlet bürokrasisince korunmuş, kollanmıştı. Biz geçen yıl yola çıktığımızda pankartımızda 'Uyar Maden İşçileri' yazıyordu.  Ancak Uyar işçileri oldukça bilinçli bir biçimde bizim mücadelemizden ayrı tutuldu, bölünmeleri sağlandı. Ancak yasa çıkıp Uyar işçileri kapsamın dışında bırakılınca ihanetin düzeyi işçilerce kavrandı.

Topluca sendikamıza geldiler ve 'Bizim alın terimizin karşılığını almamız için kavga etmek dışında bir seçeneğimiz kalmadı.' dediler. Ve bir son çare mercii olarak Bağımsız Maden-İş Sendikamız öncülüğünde Ağustos ayında mücadeleye başlandı.  Soma içinde gerçekleştirdiğimiz eylemlerin, basın açıklamalarının ardından artık herkesin bildiği gibi 12 Ekim’de Ankara yoluna çıktık. Uyar maden işçileriyle aynı yoksulluk içinde haksızlığa uğramış, açlık, geleceksizlik, belirsizlikler içinde kıvranan emekçi halkımıza derdimizi anlatmak, korkan elleri korkusuz kılmak, susan dilleri konuşturmak, görmeyen gözleri görür yapmak dışında yolumuz yok dedik. Zaten yaşamıyoruz ki ölümden korkalım diyen bir madenci birliğiyle yollara düştük.

Daha ilk adımda Soma meydanında yüzlerce kolluk gücü tarafından iki saat fiilen gözaltında tutulduk. Yolu açtırıp 301 kardeşimizin mezarlığına kadar yürüdük. Fakat orada da beş gün mezarlıkla, foseptik çukuru arasına beş gün hapsedildik.  İlk müzakere çağrısı geldi. Heyetimiz, TKİ Genel Müdürü ile Ankara’da görüşme yaptı. Genel müdür 'benim yetkim yok' dedi. Oyalanmaya tepkimizi gösterdik. Bir gece yarısı 100 maden işçisinin yaratıcı organizasyonuyla ablukayı yardık ve kendimizi Salihli Durasallı’ya attık. Yüzlerce kolluk gücü tarafından çadırlarımız kuşatıldı. 'Bulunduğumuz noktayı yarım saat içinde terketmezseniz sizi ezeceğiz, dağıtacağız, devletin gücünü göstereceğiz.' denildi.

Öyle mi Alay komutanı, vallahi de billahi de korkmuyoruz sözü işte o haddini aşmış tehdide karşı gecenin karanlığını yarıp bütün ülkeye bir cesaret feneri olarak yayıldı. Gece Saat 4.30'da gözaltına alındık. Suçlama bile yapılmadan serbest bırakıldık.

Salihli’de bir hafta kaldık. İkinci müzakere zemini kuruldu. AKP Grup Başkan Vekili, Cumhurbaşkanı Danışmanı Av Özlem Zengin’le, heyetimiz TBMM’de bir görüşme gerçekleştirdi. Özlem Zengin, beş on gün süre istedi mutlaka bir çözüm yolu bulacağını söyledi. Soma’ya somut bir çözüm zemini olmadan dönmemeye yemin etmiş madenci, geçen yıl ki direniş alanı olan Kırkağaç Çamı'nda verilen sözün nöbetini sürdürürken, 116 insanımızı kaybettiğimiz İzmir Depremi yaşandı. Apar topar kazma kürek alarak 14 kişilik arama kurtarma ekibimizle, bir buçuk saat içinde İzmir’e geçtik ve İBB İtfaiye'sinin koordinasyonuyla üç gün süreyle gece gündüz çalıştık. Binaların kusurlu planlandığına, kötü malzemeyle inşa edildiğine, yani göz göre göre gelen cinayete şahitlik ettik.

İzmir halkının yasının parçası olduktan ve verilen sözün süresi iki gün geçtikten sonra tekrar yola çıktık. İlk günden beri patronu kollamak adına önümüze konulan uyduruk yasaklamalarla karşımıza çıkıldı. Yol defalarca kesildi. Tekrar gözaltı yaşandı. Ardında Uşak yolundayken, Gölmarmara’da Manisa Valisi’nin görüşme daveti geldi. Heyetimiz önce valiyle, ardından ertesi gün Ankara’da İçişleri ve Enerji Bakan yardımcılarıyla görüşme gerçekleştirdi. Sorun çözümü için İçişleri, Enerji ve Çalışma Bakanlığı bürokratlarından oluşan bir komisyon kuruldu. Komisyon görevini tamamlayıp, bakanlıklara görüş bildirdi.

Ardından dün İzmir Vilayetler Evi’nde bir hafta Berat Albayrak’ın istifası nedeniyle ertelenen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile heyetimizin görüşmesi gerçekleşti. Üç somut çözüm önerimizi tekrarladık. Süleyman Soylu yarından başlamak üzere en kısa sürede bu sorunu çözeceğim. 'Bana Ocak ayının 15’ine kadar süre verin. Ben söylüyorum. Bu süreye varmadan mutlaka bir çözüm üreteceğiz' dedi.

Soylu heyetimizle görüşme esnasında, Ermenek maden işçilerinin sorununun çözülmesiyle ilgili Karaman Valisi'ni arayarak  konuştu. Sendikanın talepleri doğrultusunda Ermenek işçilerinin sorununun iki gün içinde çözüme kavuşturulmasını söyledi. Bugün Ermenek’te heyetimizin  Karaman valisiyle nihai çözüm doğrultusunda toplantı yapılacak. Heyetimiz İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Ocak ayının 15’ine kadar aktif bir takip süreci yürüteceğimizi, şayet söz verilen süre içinde çözüm gerçekleşmez ise 16 Ocak’ta Ankara Yürüyüşü’ne başlayacağımızı iletti.

Geçen yıl ki zaferimizin tecrübesiyle diyoruz ki Yaşasın Uyar Maden İşçilerinin Onurlu Mücadelesi ve Zaferi! Bu mücadeleye emek etmiş, sorumluluk almış, dayanışma göstermiş, iyi dilekler dilemiş, dua etmiş herkese ama herkese çok teşekkür ediyoruz.

İki milyona yakın ücretsiz izine mahkum edilmiş işçi kardeşlerimize, milyonlarca işsiz kardeşlerimize, pandemi koşullarında aralıksız çalışmaya mahkum edilmiş işçi kardeşimize, sendika hakları için ya da bizler gibi tazminat hakları için yurdun dört bir yanında direnen Uzel Makine, Atlasjet, Bimeks, Tüvtürk, Özer Elektirk, FZK, Real Market, Cargill, Samsun Çorum Nakliyat Ambarı, Milas Çınartaş, Grup Tekstil, SystemairHSK işyerlerinden işçi kardeşlerimize, KHK’lara karşı direnen kamu emekçisi kardeşlerimize, ömrünü yoksullukla, pandemi korkusuyla sürdüren emekli annelerimize, babalarımıza diyoruz ki yalnız değiliz, birbirimizi görüyoruz.  

Patronların dümeninde durdurduğu kokuşmuş sendikal düzen de, bu ilkel, vahşi sermaye düzeni de insan eliyle insan hayatını yağmalıyor, meslek hastalığı, iş cinayeti, uzuv kayıplarıyla kan emerek kar ediyorlar, ve bizler şuna inanıyoruz, mücadelemizde umut örnekleri yaratmaya gayret ediyoruz. Diyoruz ki sıradan, emekleriyle yaşayabilen insanlar olarak cesaretlerimizle yakacağımız korkusuzluk fenerleriyle bu kula kulluk düzenini değiştirebiliriz. İnsanca, eşit, özgür, onurlu, adil bir yaşam sürebileceğimiz bir ülke ortamını yaratabiliriz, yaratacağız da.

Çünkü Son Çare Biziz…

Bizleriz…

Uzatın ellerinizi, kaldırın yumruklarınızı.. KORKMUYORUZ diyerek başlayalım…'' denildi.

Heber : Osman Gazi Oktay