ULAŞ ÜSTÜNDAĞ : ADI YÜZ BİNLERCE ÇOCUKTA YAŞIYOR

ULAŞ ÜSTÜNDAĞ : ADI YÜZ BİNLERCE ÇOCUKTA YAŞIYOR

                      Adı Yüzbinlerce Çocukta Yaşıyor

Tarihte bugün; 68 Kuşağının ve Türkiye devrim hareketinin önderlerinden Ulaş Bardakçı 19 Şubat 1972 yılında İstanbul Arnavutköy’de kaldığı evde vurularak öldürüldü. Onu tanıyanların anlatılarına göre yetenekli, gösterişten uzak, neşeli ve zeki bir kişiliği vardı. Bu özellikleriyle öğrenci hareketinin liderlerinden olmuştu. Türkiye’de o dönemki devrimci kuşağın her faaliyetinde onun bir şekilde emeği vardı. Ölümünden sonra ise adı Türkiye’de yüzbinlerce çocukta yaşamaya devam etti. Yaşar Kemal onun anısına; “Ulaş benziyor güneşe, Bundan sonra yeryüzünde, Hep çiçekler Ulaş aça” dizelerini yazdı.

HAYATI VE MÜCADELESİ

1947 yılında doğan Rasih Ulaş Bardakçı Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi’nin Bala Mahallesi nüfusuna kayıtlıydı. Ali ve Müyesser çiftçi ona Rasih ismini Kurtuluş Savaşı sırasında ölen dedesinden dolayı vermişti. Ankara’da yetişen Ulaş Bardakçı Kurtuluş Lisesi’ni bitirdi. 1964 yılında ise ODTÜ Fizik Bölümü’nü kazanarak üniversiteye girdi. Burada bir yıl hazırlık sınıfı okudu. Kısa sürede ODTÜ’deki öğrenci hareketinin yürütücülerinden oldu. Her etkinlik ve eylemde en ön safta o vardı. Vietnam savaşında işlediği suçlarla bilinen ABD Büyükelçisi Robert Komer’in 6 Ocak 1969’da arabasını ters çevirip yakan öğrencilerden birisi de oydu. Bu olaydan dolayı arandığı için bir süre emekli bir subayın evinde saklandı. Ardından da geçtiği Gaziantep’te TİP Gençlik Kolu Başkanı Ercan Kanar’la birlikte köyleri dolaşarak propaganda yaptı. 1969 yılında Türkiye’deki üniversite gençliği neredeyse her yerde boykotlar düzenliyordu. 1 Nisan’da da ODTÜ’de hükümetin baskılarını protesto etmek için derslere girmeme eylemi başladı. Ulaş Bardakçı da Fikir Kulüpleri Federasyonu MYK üyesi olarak, bu boykotun düzenleyicilerindendi. Boykot üniversiteye polis ve jandarmanın girmesiyle sonlandı. Bu sırada çıkan olaylarda Ulaş Bardakçı da gözaltına alındı ve cezaevine gönderildi. Bir süre sonra ise tahliye edildi. Daha sonra Ulaş Bardakçı ve arkadaşları faaliyetlerine gelir sağlamak için ODTÜ’de köfte ekmek yapıp satmaya başladılar. Bu konuda oldukça hünerli olan Ulaş Bardakçı, mezbahadan eti alıp getiriyor ve parçalara ayırıyordu. Daha sonra Ulaş Bardakçı ve arkadaşları Gölbaşı sineması yanında ‘Çıt’ isimli bir kuruyemiş dükkanı açtılar. Buradan hem faaliyetlerine gelir sağlıyorlar hem de dükkan altındaki depoda toplantılar yapıyorlardı. Bu yıllarda polis takibinde olan Ulaş Bardakçı bütün bu faaliyetlerini arkadaşlarıyla gizlilik içinde yürütüyordu. Gösterişten uzak ve sade yaşantısından dolayı Ulaş Bardakçı’nın gençler arasındaki lakabı ‘Fukara’ idi. Türkiye İşçi Partisi’ne, İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği’ne, Yapı-İş Sendikası’na ve Sosyalist Dergisi’ne destekler sağlıyordu. İşçi sınıfının grevlerinin de her zaman yanında bulunuyordu. Greve katılan işçilerin geçimlerinin sağlanabilmesi içinde ne yapıp edip para bulurdu. 1970’li yılların başında ise Türkiye’de şiddet olayları artmıştı. Devrimci öğrencilere yönelik cinayetler çoğalmıştı. Bu yıllarda öğrenci hareketi de radikalleşmeye başladı.

VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ

1971 yılında ünlü oyuncu ve yönetmen Yılmaz Güney ile tanışan Ulaş Bardakçı, ondan maddi yardım sözü aldı. Ardından İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’u 17 Mayıs 1971 yılında Mahir Çayan ve arkadaşlarıyla birlikte kaçırdı. Kaçırılma olayından sonra ‘Amerikancı Bakanlar Kurulu’na adlı bildiriyi Hüseyin Cevahir ile birlikte hazırladı. Bu bildiride cezaevindeki devrimcilerin serbest bırakılmasını talep ediyorlardı. İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un öldürülmesinden sonra, Yılmaz Güney’in evinde arkadaşları ile birlikte saklandı. Daha sonra ise saklanmak için geçtiği Erenköy’deki evde, polis tarafından gözaltına alındı. Tutuklanan Ulaş Bardakçı ve arkadaşlarının İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un kaçırılmasından dolayı idamları istendi. Bütün mahkemelerde de Mahir Çayan ile yan yana oturdu. Duruşmalarda ise savunma yaparak zaman kazanmaya çalışıyorlardı. Çünkü cezaevinden kaçmak için tünel kazma çalışmaları yürütülüyorlardı. Ve 29 Kasım 1971 yılında Maltepe Cezaevi’nde kazdıkları 15 metrelik tünelle Ulaş Bardakçı, Mahir Çayan, Ziya Yılmaz, Ömer Ayna ve Cihan Alptekin kaçtılar. Bu kaçıştan sonra İstanbul’da ev ev aramalar başladı ve geniş çaplı tutuklamalar yaşanıyordu. İlk önce Levent, Menekşe’deki bir eve geçen Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz ve Ülkü Ahmet Cafer, burada bir süre kaldıktan sonra fark edildiler. Polisin etrafı sarmasıyla şiddetli çatışmalar yaşandı. Fakat Ulaş Bardakçı ve arkadaşları kaçmayı başardı. Kaçtıktan sonra da Ulaş Bardakçı Mustafa Alabora’nın evine gitti. Onun aracılığıyla da Arnavutköy, Üvez Sokak’ta bir eve sığındı. Gelen ihbarlar üzerine Ulaş Bardakçı’nın evi polis tarafından kuşatıldı. 19 Şubat 1972’te sabah 07.00 sularında çatışma çıktı. Bu çatışmada Ulaş Bardakçı 25 yaşındayken vurularak öldürüldü.

                                                                                                  Ulaş Üstündağ