İSMAİL DURNA:TÜRKİYE LENİN’İNİ ARIYOR

MİLLİ DEVLET NASIL SAVUNULUR II

VP’nin imzaya açtığı Milli Devlet bildirgesinde de belirtildiği gibi Türkiye, büyük sorunlarla karşı karşıya. Gerçi 2006 yılında gerçekleştirilen 7. Kongre’de de benzer bildirge yayınlanmış ve imzaya açılmıştı. O metnin gerekçesinde de özetle; “Zaman dar. Milli kriz kapıya dayandı. Hayat bizi milli güçlerle aynı parti içinde birleşmek zorunluluğu ve sorumluluğuyla karşı karşıya bıraktı” denilmişti. O bildirgede de “Milletin bütün sınıfları Milli hükümet programı temelinde birleştirilecektir” denilmişti.

 

Yığınakta Hata Yapıldı

O kongrede, ‘CEPHE’ parti içinde kurularak yığınakta hata yapıldı. Ne yazık ki; önder konumdaki bazı arkadaşlar bu değişikliklerin yaratacağı vahim sonuçları göremediler. Görenler de cesaretle ortaya çıkıp, devrimci tavrı bir türlü alamıyorlar. Aradan 18 yıl geçti. İdeolojik hata inatla sürdürülüyor. Partinin geldiği yer belli. Zaman zaman toplanan güçler, bir anda heba ediliyor.

 

Sorunlar Sosyalist Partiyle Çözülür

NATO’dan ayrılmak, ABD ile olan her  türlü bağımlılık ilişkilerine son vermek, dış borçların tasfiyesi ve yabancı şirketlerin kamulaştırılması vs. Bütün bunlar bütün sınıfların bir araya getirildiği lapa gibi bir partiyle değil, ancak işçi sınıfı ve emekçilerfin sosyalist partisiyle çözülebilecek sorunlardır.

 

Burjuvazi Zaaf İçinde

Türkiye’nin karşı karşıya geldiği zorluklar burjuvazinin peşine takılarak çözülemez. Burjuvazi ve hükümeti de zaaf içindeler. Emperyalist ilişkiler ağının içinde debelenip duruyorlar. Gelinebilecek yere kadar gelmişlerdir. Bir takım olumlu adımlar atmalarına karşın kesin kopuşa önderlik edemeyecekleri pratikte de görülmüştür. Bunun tarihte de örnekleri var.

 

Bolşevikler Ne Durumdaydı?

Rusya’da  devrim süreci hızlandığında Bolşevikler, Klasik Marksizm’in kalıpları arasında sıkışıp kalmışlardı. Sürgünden yeni dönen Lenin, gelişmeleri şaşkınlık içinde öğreniyordu. Stalin başta olmak üzere Bolşevik Partisi’nin bütün Merkez Komitesi zaaf içindeydiler. Rusya’da devrimden önce burjuva demokrasisinin tutunmasına destek olmayı en büyük taktik sayıyorlardı. Onlara göre; ’Ekonomik determinizm’in ezberlenmiş koşulları bunu emrediyordu.

Örneğin ;Zinovyev, İsviçre’de Lenin’le birlikte sürgün yaşamıştı. Birinci Dünya Savaşı boyunca, tıpkı Lenin gibi o da devrimci yazılarıyla çarlığa karşı ateş açmıştı. İşçi davasına ihanet etmiş olan İkinci Enternasyonal sosyalistlerini acımasızca eleştirmişti.

 

KAMENEVe gelince, Lenin’le sürgün yaşantısını paylaşmayı bile kendisine az görmüştü. Çarlık Rusyası’na dönmüş, Pravda gibi keskin Bolşevik Parti organ ve örgütlerini yeraltından yönetmişti.

 

Burjuva Hükümetini Desteklediler

İşte Bolşevik Partisi Merkez Komitesi’nin bu iki ünlü üyesi, Zinovyev ve Kamenev ne yaptılar? Bolşevik Partisi isyan kararı aldığı gün, yazılı bir bildiri yayınlayarak, iktidardaki Kerenski hükümetini desteklediler. Silahlı Bolşevik devriminden yana olmadıklarını bütün dünyaya ilan ettiler.

 

Tarihin Diyalektiği

Bütün bu altüst oluşların yaşandığı, çelişmelerin iyiden iyiye keskinleştiği bir süreçte, sarsılmaz iradesiyle tek kişi olarak Lenin, öne çıkmayı başardı. “Yoldaşlarım” dedi. “Burjuva demokrasisi mi istiyorsunuz? Evet, demokratik burjuva devrimi içindeyiz. Ama işte görüyorsunuz; Rus burjuvazisi, bu devrimi sıkboğaz etmekten başka bir şey düşünmüyor. Tarihin diyalektiği Bolşevik Partisi’ne şu görevi dayatıyor: Rusya’da demokratik Burjuva Devrimi’ni de işçi sınıfı yürütecektir.”

107 yıl öncesinin Rusya’sı, bugünün Türkiye’sine ne kadar benziyor değil mi?

 

Türkiye Lenin’ini Arıyor

Milli Devlet kuvvetle savunulur. Öncelikle güçlü bir partin olacak. Tıpkı Lenin gibi; işçi, köylü ve asker sovyetlerin olacak.

Milli Devlet’in toparlanmasına önderlik edecek partinin bizzat kendisi zaaf içinde. Soğanlarla patetesler  aynı çuvala konuluyor. Türkiye Cephesi’nde birlikte olabileceğimiz Milli sanayici ve tüccarları, parti çatısı altında birleştime inadı ısrarla sürdürülüyor.

Hayat getirdi, döndürdü dolaştırdı, bütün milli güçlerle aynı parti içinde birleşmek kaynaşmak mümkün değildir.

VP’nin önünde iki yol var. Ya başlatacağı bir düzeltme hareketiyle güçlü bir özeleştiri yaparak ideolojik hatalarından arınacak, ya da burjuvazinin yedek gücü olarak varlığını sürdürecek ve giderek marjinal bir yapı haline gelecek.

 

En Yakıcı İhtiyaç

Bugün Türkiye’nin en yakıcı ihtiyacı Milli Hükümet’in kurulması değil,  Milli Devlet’in savunulması da değil. En yakıcı ihtiyaç; her iki görevin de başarılmasına önderlik edecek Bilimsel Sosyalist Parti’nin inşa edilmesidir.