Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı: ATATÜRK VE TARIM MUZİCESİ

Sonsuzluğa uğurladığımız bir 10 Kasım’da daha         Atatürk’e özlem ve saygılarımla

“Tek Adam” kitaplarıyla  Atatürk’ün yaşam öyküsünü  üç cilt olarak kaleme alan Şevket Süreyya  Aydemir,birinci cildin ön sözünde, “Tarihi şahsiyetler,tarihin akışını değiştirebilir mi? Yoksa tarihte şahsiyetin rolü,bu akışı yalnız hızlandırabilmek veya yavaşlatmaktan mı ibarettir?”  sorusundan sonra Atatürk hakkında şöyle bir değerlendirme yapıyor: “ Mustafa Kemal Atatürk de,tarihi bir şahsiyettir.Bu şahsiyetin de tarihin akışında bir rolü vardır.Hem de içinden çıktığı Türk toplumunun kaderine damgasını vuracak ve çağının olaylarına yön verecek kadar güçlü ve etkili bir rol.Bu bakımdan milletinin kaderine olan müdahalesi şüphe götürmez.”

Aydemir’in bu tespitine katılmamak olası değil.

Tarih sahnesinden silinmek üzere olan bir halk, Atatürk’ün önderliğinde, eskilerin deyişiyle düvel-i muazzama  denilen emperyal devletlere   karşı savaşarak Kuvayı Milliye temelinde Cumhuriyet rejimini geçmişti. Siyasal bağımsızlığını kazanan Türkiye ekonomik bağımsızlığını da kazanmalıydı. Ancak bu, askeri zaferden daha da zordu. Çünkü memleketin ekonomisi tam bir yıkıntıydı. Tarımsal üretimi de halkı doyuramaz durumdaydı.

Bu bağlamda yazımda,Atatürk’ün Tarım Mucizesini  kısaca  özetlenmeye çalışacağım. Ancak bunun için öncelikle “Cumhuriyetin Başında  Türkiye’nin Görünümü” nü irdelemek gerekiyor.

Cumhuriyetin Başında  Türkiye’nin Görünümü

•    13.6 milyon nüfusun 10.3 milyonu kırsal kesimde yaşıyordu.

•  Toprak dağılımı adaletsizdi. Ailelerin yüzde 5’i toprakların yüzde 65’ine sahipti. Feodalitenin egemen olduğu doğu ve güneydoğu bölgelerinde ise ağalar devlet konumundaydı.

•  Tarım teknikleri son derece geri, köylü eğitimsizdi. Çok az sayıda ziraat mühendisi, veteriner hekim ve tarım teknisyeni vardı.

•  Tarımsal üretim halkı besleyemez durumdaydı. Ekmeklik unun bile çoğu dışarıdan getiriliyordu. Şekerimiz,yağımız,bezimiz  yoktu Et, bayramdan bayrama bile bulunamıyordu. Hayvanlar hastalıktan kırılıyordu.

•    Nüfusumuzun yarısı hastaydı. Üç milyon insan trahomluydu. Bebek ölümleri yüzde 60’ın üzerinde seyrediyordu.

•    Bütün sanayi ürünleri dışarıdan alınıyordu. Ülke Avrupa’nın açık pazarı olmuştu.

•   Halkın ancak yüzde 7’si okur-yazardı. Kadınların okur-yazarlık oranı ise binde bir bile değildi. Kadın- erkek eşitliği söz konusu bile değildi. Darülfünun denilen tek bir üniversite vardı. O’na da üniversite demek zordu. Üstelik Darülfünun hocalarının çoğunluğu da Kemalist Devrimlere sıcak bakmıyordu.

  

Bu olumsuz tespitleri uzatmak olası. Gerçekten ülkenin durumu içler acısıydı. İşte Atatürk ve arkadaşları ülkedeki ortaçağı yenmek, tam bağımsız bir Türkiye yaratmak için olağanüstü atılımlar yaptılar. Ekonomik atılımların en somut göstergelerinden biri tarımda gerçekleştirdikleri işlerdi.

Cumhuriyetle Birlikte Tarımda Neler Yapıldı?

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte tarımda gerçekleştirilen işleri şöyle özetlemek olası;

•   Toprak reformu fikrinin temelleri atıldı. Atatürk, her ortamda toprak reformunun yapılması doğrultusunda söylemlerde bulundu. Köylülere toprak dağıtımına başlatıldı.

•   Çiftçilerin örgütlenmesi ve kooperatifleşmesinde önemli atılımlar yapıldı. Atatürk’ün kendisi de birçok tarım ve tüketim kooperatifinin kuruluşunda bir numaralı üye oldu.

•    Tarımsal desteklemeler başlatıldı. Bir köylü vergisi olan aşar kaldırıldı.

•  Çiftçinin tohumluk ve damızlık hayvan gereksinmesini karşılamak amacıyla devlet çiftlikleri kurulmaya başlandı.

•   Tarımsal eğitim çalışmaları bağlamında öncelikle orta eğitim düzeyinde okullar açıldı. Tarımsal yüksek eğitim için de bir tarım üniversitesi olan Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu. Bu enstitü, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de ilk üniversitesi oldu.

•    Tarımsal araştırma-geliştirme etkinlikleri başlatıldı. Araştırma istasyonları ve enstitüleri kuruldu.

Atatürk Tarım Politikalarının Üretime Yansımaları

Atatürk döneminde 1923–1929 yılları arasında tarımsal üretimin yıllık büyüme hızı yüzde 8.9’u bularak milli gelir büyüme hızını (yüzde 8.6)geçti.

1930-1939 yılları arasında ise küresel kapitalizmin yaşadığı büyük buhranın olumsuzluğuna karşın, tarım kesimi büyümesini sürdürdü. Bu dönemde tarımda yıllık büyüme hızı yüzde 5.1 olarak gerçekleşti.

Tarımda ortaya çıkan bu olumlu gelişmelerde, tarıma yönelik olumlu politikaların fiyat ve vergi değişkenleri yoluyla çiftçiler lehine kaynak yaratılması, oluşturulan deneme ve araştırma istasyonları ile Anadolu’nun erkek nüfusunun yeniden toprağa dönmesine olanak veren barış ortamı rol oynadı.

Türk Mucizesi tarımda da gerçekleştirildi, tarımsal üretim arttı. Türkiye, öncelikle üç beyazda; un, şeker ve bezde dışa bağımlılıktan kurtulmaya başladı. Köylü üzerinde ağa ve beylerin egemenliği giderek azalma yoluna girdi. Bütün bunlar aynı zamanda ulusal birliğin güçlendirmesine de hizmet etti. Halkın devletine güveni arttı.

mustafa.kaymakci68@gmail.com