MUSTAFA PALA: EKONOMİK EŞİTSİZLİK BÜYÜYOR

Londra merkezli uluslararası insani yardım örgütü Oxfam, eskilerin deyişiyle malumu ilam etti, yani bilineni bildirdi: “Korona virüsü salgını dünya çapında ekonomik eşitsizliği büyüttü.”

Reuters’in bildirdiğine göre, Oxfam’ın 79 ülkeden 300 iktisatçının görüşüne başvurarak hazırladığı “Eşitsizlik Virüsü” başlıklı raporda, “Gezegen üzerindeki en zengin 1000 kişi Covid-19 nedeniyle yaşadıkları kayıpları sadece 9 ay içerisinde telafi edebilirken, dünyanın en yoksullarının ekonomik olarak toparlanması on yıldan fazla sürebilir.” deniyor.

Oxfam’ın raporunda dünyanın en zenginleriyle “diğerleri” arasındaki gelir makasının, neredeyse “Bu virüsü dünyaya onlar işte bunun için üretip saldı.” komplosuna insanları inandıracak kadar açıldığı gözleniyor. Rapora göre dünyadaki milyarderlerin toplam serveti Mart 2020 ile Aralık 2020 arasında 3 trilyon 900 milyar dolarlık artışla 11 trilyon 950 milyar dolara yükseldi. Listede Jeff Bezos, Bernard Arnault, Bill Gates, Mark Zuckerberg gibi isimlerin bulunduğu dünyanın en zengin 10 kişisinin serveti, aynı dönemde net olarak 540 milyar dolar arttı. Raporda bu toplamın, tüm dünya nüfusunun aşılanması ve hiç kimsenin pandemi nedeniyle yoksulluğa düşmemesi için yeterli bir miktar olduğu da yer aldı!

2000 zenginin geliri, dünya nüfusunun %60’ından fazla
Liberal kapitalist sistem, salgın sürecini rahat, hatta rahatını ve kârını katlayarak geçiren seçkin zenginlere kaynak ve varlık akıtırken, süreçten en çok zarar görenler yine emeklerinden başka geçim kaynağı olmayan çalışanlar oluyor. Araştırmalar, son 90 yıldır görülen en büyük istihdam krizinin yaşandığı bu günlerde, milyonlarca çalışanın işini ve gelirini kaybettiğini gösteriyor.

Kapitalizmin eşitsizlik virüsü, insanları sadece farklı ekonomik kamplara bölmekle kalmadı, kamusal hizmetlerin asgariye çekildiği ortamda okulların kapanmasıyla eğitim olanaklarına erişimde de zengin ve yoksul arasındaki eşitsizliği derinleştirdi. Söz konusu rapor ayrıca, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında istihdamın %70’ini oluşturan kadınların Covid-19’a yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ve genel işsizlikten, çalıştıkları alanların olumsuz etkilenmesi nedeniyle, daha çok kadınların zarar gördüğünü ortaya koyuyor.  Özetle virüs, insanları gelir, eğitim ve cinsiyet bakımından bir kere daha bölmekle liberal kapitalist sistemin bir organı gibi hareket etmektedir!

Saptamayı iddialı buluyorsanız, raporu okumaya devam edelim: Korona virüsü, İngiltere’de 1 zengine karşılık 2 yoksulun ölümüne neden oluyor. Fransa, İspanya ve Hindistan’da yapılan çalışmalardan da benzer sonuçlar görülüyor. Dahası var, bazı ülkelerde etnik azınlıklar arasında da ölüm oranları belirgin bir biçimde daha yüksekmiş. Yani kapitalizm virüsü, insanları etnik olarak da bölüyor!

Öte yandan Covid-19 aşısının küresel ekonomiye etkisini araştıran Uluslararası Ticaret Odası (ICC) da gelişmekte olan ülkelerin Covid-19 aşısına ulaşamaması hâlinde, bunun dünya ekonomisine 9,2 trilyon dolara kadar zarar verebileceğini açıkladı. Araştırmada bu zararın toplamda 1,5 ila 9,2 trilyon dolar arasında olabileceği vurgulanarak ABD için 45 milyar-1,38 trilyon, İngiltere için 8,5-146 milyar dolar ve Almanya için 14-248 milyar dolar olabileceğine dikkat çekildi. Bir bölücülük de emperyalist sistemden, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında!

Araştırmayı yorumlayan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, verilerin yıkıcı ekonomik başarısızlığı gösterdiğine işaret ederek “Covid-19 aşısının tüm ülkelere erişimi geciktiğinde virüs daha fazla yayılacak ve aşılar etkisini kaybedebilecek.” diyor. Aynı biçimde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de Covid-19 aşısının gelişmekte olan ülkelere erişimi gecikirse, virüsün mutasyona uğrayarak daha bulaşıcı ve ölümcül olabileceği, mevcut aşının işe yaramayabileceği uyarısında bulundu.

Salgından sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, insanların empati duygularının gelişeceği, dostluk ve dayanışmanın artacağı, doğaya ve tüm canlılara karşı daha saygın bir ilişkiler dizgesinin kurulacağı, kapitalizmin de kendini bu çerçevede revize edeceği, sosyal politikaların öne çıkacağı gibi hümanist beklentileri hayal kırıklığına uğratan rapor ve araştırmalar yayımlandıkça, kapitalizmin insanlık dışı vahşi yüzü daha bir netleşiyor.

Virüs milyonlarca insanı sefalete sürükledi, sürüklüyor.
Sistem, sürdürülebilirliği için tehlikeli gördüğü gidişi rapor ediyor; ama rapordan tehlikede olanın sistemin sahipleri değil; yoksullar olduğu anlaşılıyor. Bu gidiş, mevcut dünya düzeninin zorunlu sonucudur; nedeni kapitalizmdir. Sonuçlarla mücadele etmek, nedenleri ortadan kaldırmakla mümkündür. Sonuç, ülke yönetimlerini bir kere daha sosyal ve kamucu politikalara çağırıyor.

Bir sonraki çağrı, daha radikal ve kapsamlı politikalara olacaktır, olmalıdır!