MUSTAFA PALA : BİR ÖĞRENCİM İÇİN

MUSTAFA PALA : BİR ÖĞRENCİM İÇİN

                                      20 Kasım Çocuk Hakları Günü

“Orda bir köy var, uzakta, / O köy bizim köyümüzdür. / Gezmesek de, tozmasak da / O köy bizim köyümüzdür.”

Utangaç, halkçı tavrı, romantik gerçekçi diliyle 1960’lardaki Türkiye’nin köylerini böyle anlatıyordu Ahmet Kutsi Tecer ve çokbilmiş aydınlarımız, küçümseyerek bakıyorlardı Yaban’dan beri hem bu köylere hem bu tür şiirlere.

Çocuk hakları sorunu, insan hakları sorunudur!
Tüm dünyada ve Türkiye’de yasal hakları çiğnenen çocukları hatırlamamızın ve bir kere daha hatırlatmamızın tam zamanı.
“Çocuk Hakları”, bütün çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavram.

1924 yılında Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi, 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirisi olarak güncellenmiş ve 20 Kasım 1989 tarihinde daha geniş olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile değiştirilmiş; sözleşme, Amerika Birleşik Devletleri ve Somali hariç, BM üyesi 193 ülke tarafından kabul edilmiştir.

Okullarımızın kapısına bir kere daha COVID-19 kilidi vurulduğu bugün, UNICEF açıkladığı raporu bir kere daha anımsamakta yarar var: Pandemi sürecinde dünyada 1.5 milyar öğrenci salgından olumsuz etkilendi, etkilenmeye devam ediyor. Yine dünyada 463 milyon, Türkiye’de 6 milyon öğrenci uzaktan eğitime erişme olanağına sahip değil.
Öte yandan Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Esergül Balcı ve ekibinin hazırladığı “Eğitimde Tarikat ve Medrese Gerçeği” başlıklı rapora göre, Türkiye’de özel öğretim kurumu sayısı 10.053. Bu kurumların üçte biri, 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikat veya cemaatle bağlantılı. Yani ülkemizde bir milyon çocuk örümcek ağında…

Salgın tedbirleriyle hazır eve kapanmışken, bu Evrensel Çocuk Günü‘nde bütün dünyaya Corona’nın yayıldığı Çin’de, eğitim seferberliğine ve çocukların okul mücadelesine odaklanan Yi Ge Dou Bu Neng Shao (Bir Eksik Değil) filmini birlikte izleyelim.

Utangaç, halkçı tavrı, romantik gerçekçi diliyle 1960’lardaki Türkiye’nin köylerini böyle anlatıyordu Ahmet Kutsi Tecer ve çokbilmiş aydınlarımız, küçümseyerek bakıyorlardı Yaban’dan beri hem bu köylere hem bu tür şiirlere. 1990’larda ise Çin’in kırsalında, şehirden ve her şeyden uzak bir köyü, o köydeki harabe bir okulu ve o okuldaki bir direnci son derece etkili bir dille çerçeveliyor Çin sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Zhang Yimou. Senaryoyu Shi Xiangsheng, kendisinin yazdığı Gökyüzünde Bir Güneş adlı öyküsünden yönetmenle birlikte uyarlıyor ve 1999’da ortaya kurgusal sinema ile belgesel sinemanın sarmaş dolaş olduğu Not One Less (Bir Eksik Değil) çıkıyor:

Tebeşir Metaforu
Öykü, bugün dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan; ama dünya nüfusunun beşte birini barındıran Çin’de; o gün büyük yoksulluklar içinde küçük bir köyde, yıkık dökük bir okulu merkeze koyuyor. Sıraları eski, kırık; kapıları kilit tutmaz, camları cam değil. Öğretmenin günde sadece bir tebeşir kullanma lüksü var… Adeta Cumhuriyet’inin ilk yıllarındaki Türkiye! 40 öğrencinin 10’u okulu terk etmiş, birini atletizm kulübü kapmış, biri de yoksul ailesine, hasta annesine yardım edebilmek için iş bulup çalışarak para kazanmak umuduyla şehre kaçmış…

Shin Quan Umut Okulu
Okulun öğretmeni Gao’nun annesi ölüm döşeğinde, oğluna ihtiyacı var. Bir ay izin almış köyüne gidecek. Gao; bir ay boyunca öğrencilere göz kulak olacak, hiç değilse onları okulda tutacak, daha fazla eksilmelerine olanak vermeyecek, ortaokulu henüz bitirmiş, ailesi için 50 Yuan kazanmak isteyen öğrencisi ve “yardımcı öğretmeni” Minzhi Wei’ye talimat veriyor: “Güneş direkteki çiviye vurunca öğrencileri gönder. Olmadığım gün sayısı kadar tebeşir bırakıyorum sana. Tahtaya yazacağın yazıyı küçük yazma, gözleri bozulur, çok büyük yazma, tebeşir ziyan olur. Kelimeler eşek boku büyüklüğünde olmalı. Her güne bir tebeşir. Burası fakir bir okul, fazla tebeşir yok!”

İran sinemasının büyük ismi Majid Majidi’nin önemli filmi Beççeha-yı Asuman’daki ayakkabı motifinin yerini burada tebeşir alıyor ve yoksulluğa karşın “eğitim şart”ı anlatmada etkili bir metafor oluşturuyor. Zhang’ın bir başka İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi ile tematik ve üslup yakınlığını da belirtmeden geçmeyelim.

“Her güne bir tebeşir!”
İnanılmaz İnandırıcılık
Anlatımı Yılmaz Güney sinemasını andıran yapım, kurgu ve oyuncu seçimiyle İtalyan Yeni Gerçekçiliği’ne yakın duruyor. Öyle ki oyuncularının tümü gerçek yaşamlarında da aynı meslek ve konumdalar: Wei ortaokul öğrencisi, Huike okulu terk etmiş ilkokul öğrencisi, Zhenda köyün muhtarı, Gao köy öğretmeni, Yichang spor öğretmeni, Wu Wanlu TV yayın müdürü, Liu Ru TV spikeri, Wang Shulan kırtasiyeci, Bai Mei lokantacı… Oynamıyorlar, sadece kameranın önünde durumlarını koruyorlar, mesleklerini icra ediyorlar, günlük yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu ve doğal aydınlatmayla kullanılan kameralar da filme belgesel bir nitelik kazandırıyor. Not One Less, hayatın içinden karakterleri, yalın ama bayağı olmayan anlatımı, unutulmaz görüntüleri, sıcacık diliyle kucaklıyor ve inanılmaz bir inandırıcılığa ulaşıyor!

Kültür Devrimi’nin İzleri
Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Mao Zedong’un iktidardaki son 10 yılında, kapitalizme geri dönüş tehlikesine karşı Çin Sosyalist devriminin ruhunu yeniden canlandırmak amacıyla başlattığı Kültür Devrimi nedeniyle 160 milyona yakın Çinli öğrencinin eğitimi yarım kalmıştı. 1986’da Ulusal Halk Kongresi, 9 yıllık zorunlu eğitim yasasını yürürlüğe koydu. Ama istenen ilerleme kırsal-kentsel bölünme yüzünden gerçekleşmedi. Şehirde durum daha iyiydi; kırsalda yaşayan okul çağındaki çocuklar ise, yoksulluk nedeniyle okullarını terk ediyordu. Bu yüzden 1990’lı yıllarda ilköğretim reformu, Çin halk Cumhuriyeti’nin önceliği haline geldi.

0,5 Yuan’dan kaç tuğla taşınırsa…
Türkçesiyle Bir Eksik Değil ya da Bir Öğrencim İçin, böyle bir arka plana oturuyor ve Yardımcı Öğretmen Wei ekseninde kırsaldaki öğrencilerin okula devamı için verilen mücadeleye odaklanıyor: Sınıfın yaramazı Huike tebeşirleri ezince, Wei’nin onu cezalandırmaması bir öğrencinin günlüğüne şöyle yansıyor: “Öğretmen Wei, tebeşirlerimize Gao kadar önem vermiyor. O küçük tebeşirleri atmaz, elinde kalan tozuyla bile yazardı. Huike’nin tebeşirleri ezdiğini görse çok üzülür.”

Huike, ailesinin geçimini sağlamak amacıyla şehirde çalışmak için okuldan kaçar. Wei, onu bulup geri getirecektir; ama bilet alacak para yoktur. Sınıfta bu paranın nasıl elde edileceğine yönelik bir sürü matematik problemi yazılır, çözülür: Okulun yakınındaki tuğla fabrikasında tanesi 0,5 Yuan’dan kaç tuğla taşınırsa 20,5 Yuanlık 3 bilet alınır? 130 000 tuğla kaç kişiyle kaç saatte taşınır, bunun için kaç gün çalışmak gerekir? Yaşamın matematiği, sınıfta matematik dersine dönüşür; iş içinde öğrenen Köy Enstitülüler gibi problem kurar, problem çözer Wei’nin öğrencileri!

Sosyal Göstergeler
İnatçı Kahraman
Wei, kararlı, azimli ve inatçıdır. Gao ona sınıfı 28 kişi teslim etmiştir, Wei de ona sınıfı bu mevcutla bırakmalıdır. Tuğladan kazandıkları az bir parayla yola çıkar. Biletsiz bindiği otobüsten az sonra indirilir; yolu uzun süre yürüyerek ve bir süre de traktör römorkunda tamamlar. Şehre indiğinde her önüne gelene Huike’yi sorar, yok; adını, görünüşünü, kıyafetini anons ettirir, yok; mürekkep, kâğıt, kalem alıp duvar ilanları yazar, yok; çarşıda, pazarda, merkezde, çevrede arar, yok… İlan vermesi için televizyona yönlendirilir; ama görevli tarafından içeri girmesi engellenir. Televizyon binasının kapısında bekler; ancak ikinci günün sonunda ulaşır müdüre.

Çok izlenen bir yerel programın yapımcısı Wei’yi programa çıkarır. Konuşamaz bir türlü, utangaç ve çekingendir. Sadece “Aileler yoksul…” sözlerini dökebilir dilinden; kameraya bakar, gözyaşları süzülür yanaklarından. Huike’nin yemek karşılığı bulaşıklarını yıkadığı lokantanın sahibi, televizyonda programı görür ve sorun çözülür; kayıp bulunmuştur. Sonrası tam bir şenlik. Köye kamyonet dolusu okul malzemesi yardımla ve televizyon ekibiyle birlikte dönerler.

Sosyal Göstergeler
Batılı eleştirmenler, Zhang Yimou‘nun sansürden kaçmak için kimi gerçekleri gizlediğini ileri sürseler de Not One Less’in, yarattığı gerçeklik duygusunun hiç de eksilmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta buna, TV’deki görevli üzerinden, otoriteye itaati eleştirdiğini bile ekleyebiliriz.

“Aileler yoksul…”
“Para” da önemli bir motiftir. Film boyunca bir yandan yoksulluğun boyutunu gösterirken bir yandan da kapitalist ilişkilerin altını çizer. Bu arada geleneksel Konfüçyüs değerleri de es geçilmiyor, görece varsıl kişilerin yardımlarıyla köyün eğitim sorunları çözülüyor mesela.

Sosyal tabakalaşmanın köydeki belirsizliğine karşın, şehirdeki derinliği de bir başka sosyal gösterge olarak karşımıza çıkıyor. İleri gelenlerin yaşam alanlarından yansıyan görüntülerle şehrin arka sokaklarından yansıyan görüntüler bu göstergeyi destekliyor. TV binasının demir kapısı da yoksul ve güçsüzlerin engellerini temsil ediyor.

Öte yandan televizyonun gücüne yapılan vurgu dikkate değer. Kayıp Huike’ye onun aracılığıyla ulaşılıyor. Köyün okulundaki maddi zorluklar onun sayesinde aşılıyor ve daha önemlisi, televizyon sınıfsal farklılıkların ve kırsal-kentsel ayrışmasının üstünü örterek “birin daha az olmadığı” ortak bilincinin oluşmasına katkı sunuyor.

“Bir eksik değil!”
Değerlendirmeler
Batılı eleştirmenlerin, genellikle kapitalist ve liberal ülke filmleri için sinema estetiğini temel alan yaklaşımları, Sosyalist ülke filmleri söz konusu olunca 180 derece değişiyor ve temel kriterleri, filmlerin merkezi hükümete muhalif ya da yandaş olmasına dayanıyor. Filmin yönetmeni Zhang, bu gerekçeyle Not One Less’i Cannes Film Festivali’den çekiyor.  Ama film, 1999 Venedik film Festivalinde Altın Aslan, UNICEF Altın Horoz En İyi Yönetmen, Şangay Film Eleştirmenleri Başarı Filmi gibi birçok ulusal ve uluslararası ödüle layık görülüyor. Gene de bu ödüllendirmelerde filmin alt metinlerinin farklı okunduğu anlaşılıyor!

“Shin Quan Umut Okulu”
Wei ve Huike televizyon ekibi ve kamyonet dolusu okul malzemesiyle döndükleri köylerinde büyük bir mutluluk ve coşkuyla karşılanırlar. Yolda spiker Huike’ye sorar: “Şehirde sende en çok ne iz bıraktı?” Huike’nin çocuk mutluluğu yüzünde donakalır: “Yiyecek için dilenmek zorunda kalmam, bunu hiç unutmayacağım!” “Peki, Wei’ye seni bulduğu için ne hediye alacaksın?”. “Okulu bitirince, bir sürü güzel şey!” “Mesela?” diye üsteler spiker Liu Ru, “Mesela çiçek!”

Köylüler, çocuklar sevinç içinde okulun bahçesinde ekibin etrafını sarar. Hayırseverlerin bağışladığı okul malzemeleri öğrencilere dağıtılır. Okula bağışlanan para ile birçok iyi şey yapılabilir; ama muhtar okul yaptırmaktan yanadır. Adı, “Shin Quan Umut Okulu.” olacaktır.

“Gökyüzü, mutluluk, çaba, ev, Öğretmen Wei!“
Bir sürü “renkli tebeşir”! Bunlarla ne güzel şeyler yazılır. Tebeşire kıyamaz Wei: “Onları Gao’ya saklayalım.” Çocuklar yine de bir şeyler yazmak isterler. “Ama sadece birer kelime! Yazarlar: Gökyüzü, mutluluk, çaba, ev ve Öğretmen Wei!İlk gün ona “Sen öğretmen değilsin!” diye inat eden kaçak öğrenci Huike yazmıştır bu son sözcüğü.

Ve filmden son bilgi: “Çin’de her yıl bir milyon öğrenci fakirlik yüzünden okulu bırakmak zorunda kalıyor. Bağışlar sayesinde bu çocukların %15 kadarı okullarına geri dönebiliyor.”

Peki ya dünyada?

                                                                               Mustafa Pala