MİLLİ BASIN DESTEKLENMELİ

Geçen yazımda AK Parti'de genelden yerellere uzandıkça merkezi politikaların zayıfladığını, antiemperyalist çizgideki insanların AK Parti'den dışlandığını ve yalnızlaştırıldığını, basında ise antiemperyalist çizgideki insanların baskıyla karşılaştığını Denizli'den örnekler vererek anlatmaya çalıştım. Çünkü; antiemperyalist-millici mücadele bakımından Denizli vahim durumdadır ve ibretliktir. Diğer taraftan Türkiye'ye yönelik çok büyük tehditler söz konusudur.

 Bahsetmiş olduğum tehditler, sadece Doğu Akdeniz, Libya, Suriye'nin kuzeyi vb. dış kaynaklı tehditler değildir. Zaten bu cephelerde geçmiş dönemlerde Mehmetçiğimiz arslanlar gibi mücadele etmiştir. Fakat Türkiye'nin bu cephelerdeki başarılarını, ve savunma sanayindeki gelişmeleri bizlerin gördüğü gibi düşmanda görmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin düşmanları, dışarıdan askeri anlamda Türkiye'nin boyun eğdirilemeyeceğini görmüş ve bunun sonucunda saldırılarında farklı tarz, yöntemlerini devreye sokmuştur.

 ABD ve Batılı ülkeler Türkiye'de iç cepheyi hedefe koymuştur. Açıkçası Türkiye'de kaos ve kargaşa ortamı yaratılmak istenmektedir. Kaos ve kargaşa ortamına karşı Türkiye'nin Mehmetçikle beraber en önemli doğal savunma güçleri; yerel kanaat önderleri ve basındır. Fakat bu savunma mekanizmalarımız yalnızlaştırılıp kendi kaderleri ile baş başa bırakılmıştır.

 

FETÖ AĞIRLIKLI OLARAK 5 NOKTAYA YOĞUNLAŞMIŞTI

 Orduyu ele geçirip askeri darbe yapmaya artık gücü kalmayan, tasması ABD'nin elinde olan FETÖ, bütün kuvvetini ve dikkatini beş nokta üzerinde yoğunlaştırmıştır:

 Türkiye'de iç karışıklık çıkartmak.

AK Parti içinde çalışkan, iş yapan, antiemperyalist-millici vatansever kadroların önünü kesmeye yoğunlaşmak.

Basın ve medyayı ele geçirmeye çalışmak.

Üniversitelerde etkinliğini arttırmak.

Vatanseverleri etkisizleştirerek, vatanseverler arasında nifak çıkartarak birbirini düşürmek.

 Saldırılar, Türkiye'nin iç savunma mekanizmalarını çökertmeye yöneliktir. ABD açık bir şekilde Türkiye'yi hedefe koyup iç karışıklık çıkarma peşindedir. İç karışıklığı ise; iç cepheyi bölerek, vatanseverleri etkisizleştirerek ve vatanseverleri birbirine düşürterek yapmaktadır.

 

ABD İLERLEME MERKEZİNİN ROLÜ

 ABD, Türkiye'de kaos ortamı yaratmak amacıyla basın ve medya gibi çok önemli araçları ele geçirme gayreti içerisindedir.

 ABD İlerleme Merkezi (CAP)'nin 2020 yılında "Türkiye' nin değişen medya manzarası" başlıklı raporu yayınlanmış ve bizde bu raporu  sık sık sütünlarımızda yer vermiştik. Rand Raporu'nun devamı gibi olan bu raporda, Türkiye'deki sosyal medyanın ve yerel basının siyasetteki etkisinden bahsediliyordu.

 Millilikten kopuk yayın çizgisinin AK Parti'den kopmaları kolaylaştırılacağı öğütlendiği gibi, yerel basının hibelerle, fonlarla desteklenmesi, yerel muhabirlerle bağlantı kurulması da vurgulanıyordu. Bu rapordaki amaç, Türkiye'deki sosyal medya ve yerel basının kuşatılmasının tavsiye edilmesidir.

 Basın konusunda özellikle yerel basında çok ciddi oyunlar oynanmaktadır. Türkiye’de basın kuşatılmak istenmektedir. Millici çizgideki basın mensupları özellikle hedeftedir.

 Aslında Türkiye'deki ulusal ve  yerel basını milli kimliğinden koparmak demek, Türkiye'yi yabancı güçlere teslim etmekle eşdeğerdir.

 Mesele basın ve medya olayı değil mesele Türkiye'nin milli güvenliğidir.

 

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ BASIN VE PROPAGANDA

 Basın "tarafsız" olarak bilinse de aslında, Türk gazetecisi ve Türk basını ülkesinin çıkarlarını savunmayı ve mağdurların sesi olmayı temel görev edinmiştir. Türk gazetecisinin temel görevi budur. Dolayısıyla tarafsız basında yoktur.

 Elbette farklı görüşler olacak, ama ortak nokta Türkiye’nin çıkarları olacaktır. Bizimde tarafımız Türkiye'nin tarafıdır. Yapılan her doğru işin sonuna kadar arkasında olduğumuz gibi her türlü hainliğinde her daim ensesinde olmak zorundayız.

 Hatırlanması gereken, milli mücadelemizi Mehmetçiğimizin cephede çarpışması yanında, çok iyi basın ve propaganda çalışması ile de kazandığımızdır. Atalarımız Kurtuluş Savaşı’nda çok iyi basın ve propaganda çalışması yürüttü. Böyle bir çalışma atalarımızdan bize miras kaldı.

 Ülkemiz tekrar savaş vermektedir. Ülkemize yönelik çok büyük tehditler söz konusudur.

 Mehmetçik canı pahasına ülkesi için çarpışırken, Türkiye’nin çıkarlarını savunmak antiemperyalist çizgideki siyasilerimizin ve biz basın mensuplarının temel görevidir.

 Türkiye'yi savunmak sadece Ankara'dan başlamaz. Hatta, daha çok yerellerden ve yerel yönetimlerden başlar. Türkiye'ye yönelik tehditler ve bu tehditlere karşı devletimizin cevapları ulusal-yerel ayırt etmeden basında daha çok işlenmelidir. Halkımızın bilgi açıklığı kapatılmalıdır.

 Bu nedenle antiemperyalist çizgideki basın mensuplarına büyük görevler düşmektedir. Ayrıca zaman kaybetmeden antiemperyalist-millici çizgideki basın mensupları il il, ilçe ilçe tespit edilip bu kişiler korunmalı ve desteklenmelidir.

 Ayakları vatan topraklarına basan herkes, siyasi görüş ayrımı yapmadan, vatanseverlik temelinde birlikte hareket etmelidir.