KAAN ARSLANOĞLU:MEDYA ve SOSYAL MEDYA YALANLARI

 


YAKIN TARİHİN EN BÜYÜK SİYASİ YALANLARI

7 – MEDYA ve SOSYAL MEDYA YALANLARI

Herkesin ağzından burnundan yalan fışkırmasının temel nedeni şu: Yalanı haksızlar söyler, Türkiye’de siyasi odakların neredeyse tamamı haksız. Çok haklı nedenlerle 18 yıldır muhalefet ettiğimiz bir AKP iktidarı altındayız. 4-5 yıl öncesine dek en yoğun yalan o kanattan çıkıyordu. Rastlantı değil, en haksız konumda onlardı. Fakat son yıllarda yalan yarışında muhalefet cephesi atağa geçti ve iktidar kanadına fark attı. Nedeni son derece açıktır. Kılıçdaroğlu gibi iki ayaklı anlatalım : 1- Aslında muhalefet muhalefette değil, sistemin iktidarında. Siyaseten de gizli iktidardır, iktidar ortağıdır. Önceki bölümde ortaya koyduk. 2- Muhalefet neredeyse tüm odaklarıyla emperyalizmin 5. Koluna dönüşmüş. PKK-HDP terörürüyle ortak çalışmakta. Bu da Cumhur ittifakına haklılık zemini oluşturmakta. Onun başarısının garantisi. Ve iş bu iki madde ne yazık ki yaşanan en büyük gerçek olarak önümüzdeyken… Dürüst insanlar tarafsız kalabilir mi? Tarafsız kalmaya çalışsalar da yalanın artık bir numaralı merkezi “Millet İttifakı” iken, doğruyu her anlattıklarında daha çok bu cepheyi karşılarında bulacaklardır. Peki vatanseverler tarafsız kalabilir mi? PKK-HDP-CHP-FETO-Eski AKP’nin en saldırgan liderleri-Yetmez ama Evetçiler-Ajanlaşmış sol ülkeye karşı savaş yürütürken istense bile tarafsız kalmak ne derece mümkün?    

Tablo apaçık bu iken, kafası az çok çalışan herkes bunun farkındayken… Muhalefet kanadına bu büyük ayıplarını gizlemek, kendi kendilerini ak göstermek için ne çare kalıyor. Sabah akşam, yatıp kalkıp yalan söylemek ve küfretmek… Sosyal medya, Whatsapp grupları… Muhalif mükemmel insanların yalan platformu... Orada ibretlik paylaşımlara tanık oluyoruz. Faili meçhuller dönemi içişleri bakanı Meral Akşener’in konuşmalarını izliyoruz. Davutoğlu, Gül takımının demeçlerine alkışları görüyoruz. “Cumartesi anneleri - Yargısız infazlar” diye on yıllardır samimiyetsizce kafa şişiren solcuların yoldaşlarının katillerine sevdalandıklarını anlıyoruz. Düzey bu, etik bu. “Tayyip gitsin de ne olursa olsun” mantığının çukuru bu!  

Fox, Sözcü… Duvardı, Dikendi, Tele-24 tü… Halk-TV, Haber-Türk, Tele-1, KRT… Birgün, Sol, Cumhuriyet, Evrensel… Pek çok şeye göz kapamasınlar, her şeyi çarpıtmasınlar da ne yapsınlar. Bu 5. Kol duruşlarını kenarda köşede az buçuk kalmış can çekişen vicdanlara başka türlü nasıl kabul ettirsinler…  Birkaç klişe etrafında dönen binbir yalan. Sizin gibi düşünmeyen herkes mi terörist? Herkes mi yabancı işbirlikçisi? Evet, HDP’yi meşru kabul eden, darbecilerle, teröristlerle iş tutan herkes terör destekçisi, herkes ABD işbirlikçisi… Sayıları isterse on milyonlar olsun!

KORONA SALGININDAN YALAN ÖRNEKLERİ

Yazı dizimizin bu son bölümünde belli başlı medya-sosyal medya yalanlarından  örnekler verecektim. Fakat baktım ki kısa notlarım bile 10 sayfayı aşmış… Tek bir alana odaklanmak zorunda kaldım…

KORONA YALANLARI tam bir yıldır resmi, gayri-resmi, idari, muhalif, büyük, küçük, uluslararası, yerel… Binlerce kanaldan her saat her saniye bıktırırcasına işlendi, işlenmeye devam ediyor. Bunların büyük bölümü bilim kurulu üyeleri dahil bilim mantığını yitirmiş bilimciler imzalı ve de medya pompalı. Böyle yoğun bir saldırı karşısında insan beyni yine de dayanabiliyor, ama ancak bu kadar dayanabiliyor. Süngerleşmiş, zombileşmiş halde… İşte komplo kuramlarını dışta bırakarak sadece bazı korona yalanları:

“Korona öteki griplere göre 100 kat öldürücü… 30 kat öldürücü…” Alçak gönüllü bir azınlık ise 10 kat öldürücü diyordu… Ne oldu? Hani 10 kat, 5 kat?

“50 kat daha bulaşıcı, 120 kat bulaşıcı, 270 kat bulaşıcı.” Bunları saygın devlet çevreleri, muhterem bilim insanları, güvenilir medya organları üfürdü durdu. Sonra önceki ay bir mutant çıktı. O da ilk koronadan 70 kat bulaşıcıymış! 70X270 ne eder? Öteki griplerden 18.900 kat bulaşıcı olduğu anlamına gelir. Zırhı deler, betonları parçalar alimallah! Gerçekten öyle olsa çoktan hepimiz ölmüştük. Belki de ölüyüz… Bu tür haberleri öküzün trene baktığı gibi izleyip, “yeter… aşırı terbiyesizlik bu artık” demediğimize göre?

“Yerden bulaşır, asansörden çok bulaşır, arabayla giderken asfalttan perende atıp bulaşır” (arabada yalnız giden sürücüleri bile bu haberlerle maskelediler)… Şayet gülüyorsanız, gülmeyin… Bu haberleri pek çok kaynaktan sizler de okudunuz, dinlediniz. Kırda bayırda yalnız dolaşanlara, spor yapanlara bile maske taktırdılar. Oksijen yerine karbondioksitle yaşayan yeni bir tür oluştu...

“Maske takın. Takın ama korumaz. İki kat takın. İki kat taksanız da korumaz. Falanca maskeyi takın. Yok o kötüymüş, bunu takın… Ne takarsanız takın pek az korur. Yok yarı yarıya korur. Yüzde doksan korur. Maskeye kolonya sürmeyin. Hayır sürün. Sık sık yıkayın. Yıkamayın hemen atın. Maske üstüne kumaş maske takın. Hayır takmayın bakteri ürer…” Bunların hepsi okur, izleyici, tık artırmak için sürekli kaşınan haberler. Her birinin altından bir doktor demeci çıkıyor.

“Koronaya yakalanıp sağ kalmışsanız kurtuldum sanmayın. Bir daha hastalanacaksınız. Ciğerleriniz zaten sıfırı tüketti. Kalbiniz de etkilendi… Siz bittiniz!..” Her grip az çok kalbi de etkiler ama bizim her biri ileri derecede bilgin doktorlarımız tıbbı her gün yeniden keşfediyor, medya da bunları havada kapıp atmosfere yayıyor. “Beyni de etkiler, geri zekalı olursunuz.” Beyin olsa, evet etkiler… Koronanın fecaatini ispatlamak için adeta zamana karşı bir bilimsel araştırma yarışı var… Ama hastalığın ilacını bulun denince… Tısss..

Mutasyon denen şey bulundu! 60’lı yıllardan beri biliniyordu ama bizim acar doktorlarımız her gün yeniden buluyorlar! Aaaa, virüs mutasyon geçiriyormuş.. Hayret.. Şurada ortaya çıktı, burada farklı türü gelişti.. geceler boyu tartışın.. demeç üstüne demeç verin.. Arkadaş, öteki az çok sabit virüslerden farklı olarak grip virüsleri çok daha sık mutasyon geçirdiği için zaten grip aşılarına fazla güvenilmiyor. Aşılar bu yüzden tam korumuyor. Tartışmalı oranlarda koruyor. 

Aşı yalanlarına bir girersek onun da özeti on sayfa sürer. O aşı kötü bu aşı bilmem ne diye çamur atmalar, şu aşı iyi ama ötekiler işe yaramaz diye arkadan sallamalar. Hiçbirinin bilimsel çalışması bitmemiş, belki de doğru dürüst yapılmayacak bile… Bilim jandarması kıyafetinde birçok azman… Verilere göre değil, inançlara ve anlık duygulara göre ahkam kesiyorlar...

“YÖNETEMİYORSUNUZ, ÖLÜYORUZ…” TTB böyle bir slogan ve logo ortaya attı, doktorların bir kısmı, güya doktorlara destek olmak için doktor olmayan birçok şahıs bu logoyu kullanıyor… Pek bir marifet yapıyor. Bunların neredeyse tamamının mevcut tıp ve sağlık sistemine itirazları yok, itirazı olanın da alternatifi yok. Çünkü bu konulara hiç kafa yormamışlar, yoranları hep küçük görüp tartaklamışlar. Sağlıktaki muhalefetleri temel bir bilgiye dayansa hoş görülebilirler. Ne ki mantıkları “AKP eylemişse muhakkak kötü eylemiştir” mantığından bir milim derin değil. İnanın bundan öte bir akıl yürütmeleri de yoktur. Bizim salgının ve sağlığın dünyada ve Türkiye’de ele alınışına ideolojik itirazımız var. Bunların ise yok. Zaten tıp alanında gizli iktidar kendileri.

İşin pratiğine gelince. Temel yanlış yaklaşım bir yana… Türkiye koronayla mücadelede - Çin ve belki birkaç ülkeyi dışta tutalım - Dünyada ve Avrupa’da en başarılı birkaç ülkeden biri. Bizdeki birçok standart ve uygulama en gelişmiş Batı ülkelerinde yok. Bunu dünya kabul ediyor, bizim çakma muhaliflerimiz hizmeti en başta alıyor ama katiyen kabul etmiyor. 11 ay boyunca durmadan şunu işlediler: “Salgında kontrol kaybedildi!”

Dünyada pek çok ülkede çok daha yoğun hekim ölümleri yaşandı. “Yönetimiyorsunuz, ölüyoruz” diye bir slogana rast gelmedim oralarda. Söylenmişse de pek marjinal kalmıştır. Çünkü oradaki hekim örgütleri ülke düşmanlarının elinde değil. Oradaki hekim örgütleri ülkesini ve milletini sever.   

“Rakamlar gizleniyor. Rakamlar çarpıtılıyor.” İlk günden beri TTB ve muhalefet her gün bunu söyledi. Oysa kendilerinin baştan beri söyledikleri çarpıtma, karalama, karartma. Batı ülkelerinde ise tam tersi iddialar çok konuşuluyor. “Rakamlar abartılıyor” deniyor.

Peki TTB başından beri niye böyle çirkin bir tutum içinde? Niye muhalif basın bu tavrı allayıp pullayıp paylaşıp duruyor. Çünkü TTB öteden beri PKK’nın siyasi uzantısı. Dertleri hiçbir zaman halk sağlığı, toplumcu tıp olmadı. Eğer öyle olsaydı hiç değilse salgın sırasında paniğe, depresyona ve ölümlere yol açan bu yıkıcı tavırda ısrar etmezlerdi. İnsanlar kırıldıkça sevinen bir hekim örgütü olamaz, olmamalı. CHP arkasında durmasa, AKP siyasi ince hesaplarla göz yummasa böyle bir hekim örgütü bulunamaz.  

SON SÖZ: Ahlaksızlar ahlaktan, yalancılar yalandan çok bahseder. Söylenenleri hayatla ve somut olgularla sınayın. Bunu yapacak ve karara varacak, aklınız, vicdanınızdır. Ne var ki doğruların yükü ağırdır. Pek çok arkadaşımız, dostumuz yakın zamana dek benimle aynı şeyleri düşünseler de bu yük altında ezildiler. Bilinen klişe bahanelerle sürüye katılmayı, yalanı seçtiler. Yalan işte böyle canavarlaşır. Bir şeyleri çıkarsız söyleyebilen üç-beş kişi de kalmayınca yalan canavarı kendini yemeye başlar… Şimdiden yemeye başlamıştır… Yalan canavarı aslında insanın ta kendisidir. İnsan kendi sonunu böyle böyle hazırlar.