Kaan Arslanoğlu:ENFLASYONA EZİLDİK Mİ, EZİLMEDİK Mİ?

Futbolda yenilince hani denir ya, “yenildik ama ezilmedik”. İşte o hesap. Yenildik ama ölmediğimize göre ezilmedik. Ülke ve halk olarak ortalama en az dörtte bir fakirleştik, sağlık olsun.

Enflasyonun en basit açıklaması şudur: Ürettiğinden fazla tüketirsen paranın değeri düşer. Bu budur, ötesi hikaye. Bizim ekonomimiz büyüyor, gerçekten büyüyor. İktidar sürekli bununla övünüyor. Övünülecek bir yanı var. Üretim de  artıyor. Ama tüketim daha çok artıyor. Bizim en büyük problemimiz arsızca tüketmemiz. Az üretmemiz değil.

Gerçek İslam'da azla yetinmek büyük bir erdemdir. Ama sıradan halk için önerilir bu. Bir de tasavvuf ehli için. Emevi döneminden beri yöneticiler lüks ve ihtişam içindedir. Ben hemen her konuda bir laf eden Cumhurbaşkanımızın tasarruf edin, azla yetinin dediğini daha duymadım. Kendisi de daima lüks ve ihtişamı bir devlet şanı gibi sunmuştur. Oysa hayatını azcık sadeleştirse ve israfa karşı, gereksiz şatafata karşı bir şeyler dese, büyük bir artı yazdırırdı sempati hanesine.

Çok ilginçtir, bizde politik liderler sevimli görünmek için hiç, ama hiçbir çaba harcamıyorlar. Belki de bu bakımdan Batılılardan çok daha dürüstler. Neyse o, bizimkiler hiç rol yapmıyor. Halk da bunu istiyor anlaşılan. Vatandaş belki de sevimli parti lideri istemiyor. Ne kadar kavgacı, empatisiz ise o kadar takdir topluyor liderler. Şu muhalefet liderlerine bir bakın hele. Adeta sevimsizlik yarışı içindeler. İktidar partileri ve sözde muhalefet (aslında gizli iktidar) partileri çivi çiviyi söker anlayışındalar.

Hangi ülkede olsa bu kadar büyük oranda zamlara karşı kıyamet kopardı. Bizim lafta müthiş keskin muhalefetimiz yine sadece dedikodu yapıyor. Çünkü muhalefet etme haklarını çok kötü kullandılar, muhalefet etme haklarını kaybettiler. Muhalefet etme haklarını ve haklılıklarını HDP-PKK ile ortaklık içinde vatana savaş açarak heba ettiler. Muhalefet etme haklarını doğrudan ABD kuklasına dönüşerek kaybettiler. FETO ile, AKP eskileriyle işbirliği yaparak samimiyetlerini yitirdiler.   

O yüzden kendileri kendilerine inanmıyor ki ayağa kalkabilsinler. Zaten ayağa kalkabilecek bir tabanları da kalmadı. Bütün militan güçlerini HDP’ye, FETO’ya tahsis ettiler, onlardan medet bekler hale geldiler. İktidara karşı kuzu, sosyal medyada küfürlü bir insan tipi üstünde siyaset yapar hale geldiler.

Öte yandan şimdikine karşı önerecekleri hiçbir ekonomi politikaları yok. Eskiden de kapitalizm vardı, ama kriz çıkınca ilk akla gelen “tasarruf tedbirleri” olurdu. Şimdi iktidar ve sözde muhalefet tüm dünyada o konuda anlaşmış durumda: KUTSAL AŞIRI TÜKETİM HAKKINA KİMSE DOKUNAMAZ. GELİR EŞİTSİZLİĞİNE KİMSE LAF EDEMEZ… Sürekli iktidarın yolsuzluklarından bahsediyorlar ama kendileri henüz “muhalefette” iken küçüklü büyüklü her alanda yolsuzluk içindeler. Sürekli gereksiz tüketim üstünde şekillenen bir yaşam felsefeleri var. Siyasetleri de onun üstüne oturuyor doğal olarak. Kafalarında kapitalizmden başka bir şey yok. Onun üstünde bile çalışacak kafaları yok. Ekonomi denince 40 yıldır tekrarlanan 3-5 cümleden fazlası çıkmıyor oradan.  

İktidar ekonomi politikalarıyla yoksulu çok eziyor. Fakat hiç değilse yarı İslami kültürden, yarı devlet, toplum geleneğinden gelen bir yoksula yardım eli kavramı var, iyi kötü pratiği var. Yoksullar, dar gelirliler maddeten bundan pek az faydalanıyorlar, ama faydalanıyorlar bir şekilde. Bu onlara manevi bir destek de sağlıyor. Muhalefet ise o kadar çok orta sınıfa, zengin sınıfa dayanıyor ki… siyasi kadrolar, siyaset anlayışı bakımından. O kadar bencil, bireyci bir kitleleri var ki... Daha muhalefetteyken yoksula sempatik görünemiyorlar.

Sonuç olarak. Fakirleştik ama o kadar da dert etmeyin. Ciddi söylüyorum. Her şeyden önemlisi sağlık. Moralinizi bozarak sağlığınızı da daha fazla bozmayın hiç değilse. Yaşam tarih boyunca hep böyle geldi böyle gidiyor. Elinizdekinin kıymetini bilin derim ben.