İSMAİL DURNA : ALİ TOKGÖZ'Ü ANARKEN

Bir kış günüydü. Yusuf Arıkanoğlu ile Bismil’in Cumhuriyet köyünden dönüyorduk. Önce Malatya’ya uğradık. Malatya’dan geçilir de Ali Güler’e uğranmaz mı? Sımsıcak karşıladı Ali hoca bizi: ”Gece gitmeyin. Kışın o yol geçilmez.“ dediyse de aldırmadık. Kısa bir moladan sonra yola koyulduk. Hedefimizde Zile vardı. ALİ TOKGÖZ’le görüşecektik. İçimizde büyük bir heyecan vardı. Bir an önce Ali’ye ulaşmak, tatlı sohbetini dinlemek, hasret gidermek istiyorduk. Kestirmeden, Hekimhan üzerinden Sivas, oradan da Zile’ye geçecektik. Yola çıktıktan iki saat sonra zifiri karanlık çöktü. Tipiyle karışık rüzgâr, eski model Ford’un bir yanından giriyor, öbür yanından çıkıyordu. Yusuf’la aracı değişerek kullandık. Yusuf şoförlükte de ustaydı. Ufak tefek görünüşünden anlaşılmazdı,fakat pek çok işte becerikliydi. İnanmayacaksınız ama bu sefer de kameraman görevini üstlenmişti. Birçok tehlikeyi atlattıktan sonra zirvedeki dinlenme tesisine varınca derin bir nefes aldık. Herkes şaşkın bir arabaya bir bize bakıyordu. Sivas yönünden gelenler yolun açık olduğunu söylediler. Biraz dinlendikten sonra hızla yola koyulduk. ALİ TOKGÖZ iki de bir telefonla arıyor, nerede olduğumuzu soruyordu. Neyse ki Sivas toplantısını kısa tuttuk. Zile’ye vardığımızda saat gecenin üçüydü. Issızlık hakimdi. Bir Ford’un gürültüsü, bir de Ali’nin akşamdan beri hiç sönmeyen evinin ışıkları dikkat çekiyordu. Hani insanın hayatında hiçbir zaman unutamayacağı anılar olur ya. Yusuf’u bilmiyorum ama, kendi payıma hayatımda hiç bir zaman unutamayacağım bir anıdır Ali’yle bu görüşmemiz. Pencereden bizi gözlüyormuş. Aşağıya kadar indi ve ikimizi de ayrı ayrı hararetle kucakladı. Eleştiri – özeleştiriye önem veren bir yoldaşımızdı Ali. “Bu havada gece yola mı çıkılır? Ya başınıza bir şey gelseydi.” demekten de geri durmadı. Gürül gürül yanan sobanın başına oturttu bizi. Yünlü yatak hazırdı ama hiç uykumuz yoktu. Hep köyleri sordu. Biz onu konuşturmak istedikçe o Ege’nin köylerini anlatmamızı istiyordu. Eşini de uyutmamış. “Kalk” demiş, ” Arkadaşlarım geliyor. Aç susuz üşümüşlerdir. Sobayı yak. Yufkadan dürüm hazırla. Yatakları da hazır olsun.” Bir ara Ali dışarı çıkınca eşi bize bunları anlatmıştı. Ali arkadaş, yaman ve zeki bir arkadaştı. Çünkü düşündürücü ve kaliteli espri yeteneğine sahip, ender arkadaşlardan biriydi. Tam bir profesyonel devrimciydi. Sen rahat uyu Ali yoldaş. Bağımsızlık devrim ve sosyalizm bayrağını yükseklerde tutmaya devam edeceğiz. İşçi sınıfının başı sağolsun.

                                                                                02 ŞUBAT 2016