HİKMET ÇİÇEK: İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ NİÇİN HEDEFTE?

Önce Cumhuriyet’in haberine bakalım.

Haberin başlığı: “Yu-Ma-Tu şirketinin sahiplerinden Çapraz’ın eşi Jale Çapraz'dan çarpıcı iddialar”

“Elektronik şirketi Yu-Ma-Tu’nun sahiplerden Çapraz’ın boşanma aşamasındaki eşi Jale Çapraz, çarpıcı iddialar ortaya attı."

Çapraz, eşinin şu an aktif görevde olan Emniyet müdürleriyle beraber iş yaptığını, onlara maddi destekte bulunduğunu, milyonlarca doların yurt- dışına çıkarıldığını öne sürdü.”

“Çapraz, İstanbul Emniyet Müdürü olan Zafer Aktaş, Muğla Emniyet Müdürü Süleyman Suvat Dilberoğlu ile çok sayıda polis şefinin adının geçtiği dilekçede, bu isimler sayesinde eşi ile beraber milyonlarca doları yurtdışına çıkardıklarını öne sürdü.

Eşi ile bu polis şeflerinin uzun yıllar beraber iş yaptıklarını iddia eden Çapraz polis şeflerine evler, arsalar aldıklarını öne sürdü…”

“İddialar üzerine ulaştığımız İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş Tuncay Çapraz’ı tanıdığını ancak yıllardır görüşmediğini belirterek ‘İddialar yalandır, hayatım boyunca namusum ve şerefim için yaşadım’ diye konuştu.”

 

22 YIL ÖNCESİNE GİTTİM

İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, FETÖ ile mücadelenin etkin isimlerinden biri.

T24 yazarı Tolga Şardan da köşesinde emekli edilen emniyet müdürlerini yazdı.

Şardan, İçişleri Bakanlığı’nın yurt dışındaki görevlerinden dönen beş polis müdürünü aniden emekliye sevk ettiğini söyledi.

Şardan yazısını şöyle bitirdi: “Fakat emekli edilenlerden ikisinin geçmişte emniyet içindeki FETÖ soruşturmalarında görev aldığını hatırlatayım.”

İçişleri Bakanlığı içinde uzun zamandır yaşandığı öne sürülen tartışmaların ardından Aktaş’a yönelik iddiaların ortaya atılması “Neler oluyor” sorusuna neden oldu.

Cumhuriyet’in haberi de beni tam 22 yıl öncesine götürdü.

Dönemin Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak ve ekibi tarafından hazırlanan ve Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral tarafından 1999 yılında üst makamlara gönderilen rapor, devlet tarafından detaylı hazırlanan birinci FETÖ raporu olarak tarihe geçti. O raporu hazırlayan ekibin içinde Zafer Aktaş da vardır.

Raporda, FETÖ’nün devletin en kritik kurumlarında nasıl örgütlendiği ve amacının ne olduğu anlatıldı. FETÖ yapılanmasının (o günlerde “Cemaat” deniliyordu.) sosyolojik ve ideolojik olarak birinci tespiti yapıldı. FETÖ’nün hiyerarşik yapısı ilk kez bu raporla açıkça ortaya konuluyordu.

Övünerek söyleyeyim. Bu raporun hazırlanmasında katkım büyüktür!

Nasıl mı, anlatayım.

10 Ocak 1999 tarihli haftalık Aydınlık’ın kapak haberi şöyleydi: “Devlete sunulan rapor: Fetullah Emniyet’i ele geçirdi.”

Hazırladığım haberde, FETÖ’nün Emniyet Genel Müdürlüğü içinde nasıl örgütlendiği, Daire Başkanlıkları, Polis Akademisi, Polis Koleji ve Polis Okulları ile özel statülü vilayetlerde değerli şube müdürlüklerinde nasıl faaliyet gösterdikleri anlatıyordum. Haberde çok sayıda isim geçiyordu. O isimlerin çoğu şimdi ya tutuklu ya da firari.

FETÖ’nün devlet içindeki örgütlenmesi 90’lı yıllarda önemli boyutlara ulaşmıştı.

1999 yılında FETÖ, emniyet içinde özellikle kritik şubelerde hâkim hale gelmişti. Tayin ve terfilerde aktif pozisyona gelince kritik görevlere örgüt militanlarını yerleştirmeye başlamışlardı.

Aydınlık’ın haberi, Emniyet içinde hazırlanan bir rapora dayanıyordu.

Rapor, Gülen Cemaatinin Emniyet içinde nasıl örgütlendiğini devletin üst seviye yetkililerine sunmak için hazırlanmıştı. Bir örneği de İşçi Partisi’ne (Vatan Partisi) ulaştırılmıştı.

O günlerde İşçi Partisi Genel Başkanvekili olan Hasan Yalçın, “Fetullah Hoca Cemaati ve Emniyet Teşkilatı” başlıklı 10 sayfalık belgeyi, “gereğinin yapılması için” İçişleri Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

 

“HER TAŞIN ALTINDA”

Nazlı Ilıcak yıllar sonra bir kitap yazdı. “Her Taşın Altında ‘The Cemaat’ mi var?” (Doğan Kitap, 2012) Ilıcak kitabında, Fetullah Gülen hakkında yazılanların ‘iftira’ ve planlı bir ‘dezenformasyon’ faaliyeti olduğunu öne sürüyordu. Kitapta, Aydınlık’ın “çarpıtma haberleri”ne şöyle bir örnek veriyordu:

“10 Ocak 1999 tarihli Aydınlık mecmuası ise ‘Devlete sunulan rapor; Fetullah Emniyet’i ele geçirdi’ başlığını taşıyor. Haberde İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Yalçın’ın 10 sayfalık belgeyi, ‘gereğinin yapılması için’ İçişleri Bakanlığı’na ilettiği yazıyor. Bu da karalama kampanyalarının kaynağını gösteriyor. MİT tarafından hazırlanan Fetullah Gülen Hocaefendi’yle ilgili raporların da Aydınlık dergisinden alıntılarla doldurulduğu görülüyor.”

 

RAPOR NASIL YAZILDI?

Aydınlık’ın haberi ve Hasan Yalçın’ın suç duyurusu üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü, 8 Şubat 1999 tarihinde üç müfettiş görevlendirdi. 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişleri Ahmet Saraç, Mustafa Maktav ile Özgül Eser, İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan konuyla ilgili istihbarat çalışması yapılmasını istediler. Bir sonraki gün EGM İstihbarat Daire Başkanlığı, Aydınlık’ın haberi eklenmiş bir yazı ile İstihbarattan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak’a başvurdu. Hususun araştırılması ve vilayet emniyet müdürünün imzası ile bir rapor halinde Daire Başkanlığına gönderilmesi istendi.

 

Bunun üzerine dönemin İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un talimatıyla, Osman Ak, İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman, İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş (şimdi İstanbul Emniyet Müdürü) ve İstihbarat Ofis Amiri Mahmut Çorumlu’dan oluşan ekip yoğun bir çalışmaya girişti. 18 Mart’ta raporun birinci kısmı, 16 Nisan’da ikinci bölümü tamamlandı. ‘Fetullah Gülen ve Işık Tarikatı’ başlıklı rapor 21 Nisan’da DGM Başsavcılığı’na teslim edildi.

 

RAPOR DGM’YE TESLİM EDİLİNCE

FETÖ Raporu 1999 yılı Nisan ayında Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) teslim edildi. Gülen bu rapordan iki gün sonra 21 Mart 1999’da ‘tedavi’ gerekçesiyle ABD’ye gitti. Osman Ak ise 2000 yılında gelen bir yazı ile görevinden uzaklaştırıldı. Uzun yıllar pasif görevde bırakılan Osman Ak, 15 yıl sonra Zonguldak Emniyet Müdürü daha sonra da Adana Emniyet Müdürü olacaktı.

 

“8. KAT ÇETESİ”

Raporun varlığı duyulunca kıyamet koptu. Osman Ak ve arkadaşlarının hazırladığı rapora FETÖ’nün yanıtı çok geçmeden geldi.

1999 yılının Nisan ayında gazeteler bir “telekulak çetesi” haberinden geçilmiyordu.

Bu haberlere göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün 8. katından Çankaya Köşkü, Genelkurmay, Başbakanlık, kimi bakanlar, birtakım siyasi partilerin genel merkezleri, siyasetçiler, gazeteciler dinleniyordu. “8. kat çetesi”nin başında Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ile istihbarattan sorumlu müdür yardımcısı Osman Ak bulunuyordu!

 

Dikkatinizi çekerim.

Cevdet Saral ve arkadaşlarının hazırladığı FETÖ’nün emniyet içindeki örgütlenmesini anlatan raporun yazıldığı tarih ile “8. Kat çetesi”nin üretildiği tarih neredeyse günü gününe tıpkı: Nisan 1999!

O günlerde “8. Kat Çetesi” diye manşet atan ve haberini ısrarla günlerce sürdüren Hürriyet Gazetesi’nin günahı büyüktür.

 

BİR “ÇETE” İMAL EDİLİYOR

“8. kat çetesi”, tıpkı “Ergenekon”, “Balyoz”, “Amirallere suikast” vb. gibi sanaldı, imal edilmişti. Ankara Emniyeti’nin hedef alınmasının bir nedeni vardı. Cevdet Saral, 1999 yılında emniyet içindeki FETÖ yapılanmasına karşı projeli bir çalışma talebini devrin İstihbarat Daire Lideri Sabri Uzun’a “çok gizli” ibareli bir yazıyla iletmişti. FETÖ’nün bu talepten haberi aynı gün oldu. Çünkü FETÖ, Sabri Uzun’un özel kalemine bile sızmıştı.

 

BİR KASET BULUNUYOR

8. kata yapılan baskında, çay yapmak için kullanılan odada bir kaset “bulundu.” Saral ve arkadaşlarının yasadışı dinleme yaptıklarına dair “delil” böylelikle ele geçirilmiş oldu. Bu tertip sonradan çok kez kullanılacak, Ergenekon ve benzeri tertiplerde karşımıza CD, kaset, flash bellek vb. olarak çıkacaktı. Sahte delil üretme merkezinin birinci uygulaması Ankara Emniyeti’nin 8. katında gerçekleşmişti.

Cevdet Saral, yardımcısı Osman Ak, Ankara İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman, yardımcısı Zafer Aktaş başta olmak üzere 34 işçi 1999 yılının haziran ayında açığa alındı. Sarar ve 34 arkadaşı fakat 3 yıl sonra aklanabildiler.

Cevdet Saral, 17 Eylül 2001’de yargılandığı mahkemede, “1999 yılında Aydınlık gazetesindeki ‘Fethullah Emniyeti ele geçirdi’ haberi üzerine, Emniyet Genel Müdürlüğü müfettişlerinin kendisinden bilgi istediklerini, bunun üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğünde Osman Ak’ı görevlendirdiğini” belirtiyor ve daha sonra bu rapor nedeniyle haklarında soruşturma açıldığını söylüyordu.

Nadir Nadi’nin, İlhan Selçuk’un, Uğur Mumcu’nun gazetesi bunları bilmiyor mu?