GÜLİZAR ÖZKAYA:1 Mayıs’ta işçi Hareketlerinin ve Sosyalist Partilerin Uluslararası İşbirliği Üzerine Notlar

1 Mayıs’ta işçi Hareketlerinin ve Sosyalist Partilerin Uluslararası İşbirliği Üzerine Notlar

Günümüz dünyasındaki küresel düzeyde etkili olan sosyalist akımlar çok çeşitlidir. Bazı araştırmacılara göre bugün bunların sayısı 20 dolayındadır. Sosyalizm araştırmacılarının bu akımları sınıflandırma ve tanımlama konusunda kapsamlı araştırmaları var, ve bu araştırmalar devam ediyor. Bu sınıflandırma sosyalist partilerin pratik faaliyetleri açısından çok önemlidir, çünkü farklı sosyalist partiler arasında işbirliğini geliştirmek açısından birbirimizi iyi tanımak ve bu büyük sosyalist partiler ailesi içindeki diğer kardeşlerimizin ne yapmak istediğini, ideolojilerini ve politik stratejilerini iyi tanımamız gerekiyor.

Ünlü bir araştırmacıya göre bugün dünyada en etkili sosyalist akımlar üç tanedir: birincisi, bilimsel sosyalist akım, ikincisi, demokratik sosyalist veya sosyal demokrat sosyalist akım; üçüncüsü devletçi sosyalizm veya ulusalcı sosyalist akım. Bilimsel sosyalist akım ile karşılaştırıldığında, diğer iki akımın hızlı bir küresel bütünleşme süreci içinde olan kapitalizm üzerine teorileri farklıdır, kapitalizmin nasıl eleştirilmesi gerektiği ve kapitalizmi aşma sürecinin nasıl geliştirileceğine ilişkin görüşleri de farklıdır. Aslında bu akımların dünyada bugün öne çıkan ciddi sorunlar üzerine görüşlerinde de çeşitli farklılıklar bulunuyor.

Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri sosyalizme giden yolu terkedip kapitalist gelişme yoluna girince, bilimsel sosyalist akım ciddi bir darbe yedi ve  bilimsel sosyalist akım ile rekabet içinde olan çok sayıda sosyalist akım bu durumdan yararlanarak etkilerini arttırmaya girişti. Troçki sosyalist akımı  ve demokratik sosyalizm ve akademik sosyalizm ve POST-MARKS SOSYALİST akımları bilimsel sosyalist akımın yenilgisini bu akımın görüşlerinin ve pratiklerinin hatalı olmasına bağlamak istediler. 

Genellikle gelişmekte olan ülkelerde yaygın olan ulusalcı-devletçi sosyalist akımlar genellikle bu ülkelerdeki bilimsel sosyalist akım ve demokratik sosyalizm akımları ile işbirliği yapmaktadırlar.Bunlar arasında hem rekabet hem işbirliği vardır. Bunun en önemli örneklerinden biri Güney Afrika Cumhuriyetindeki Afrika Ulusal Konseyi Partisidir. İktidarda olan bu parti kendi programında ulusalcı-devletçi sosyalizm ile demokratik sosyalizmi harmanlamıştır, fakat aynı zamanda bilimsel sosyalist görüşlü olan komünist partisi ile uzun yıllar koalisyon ortaklığı içindedir.

 

İşçi sınıfı hareketlerinin ve sendikal hareketlerin uluslararası işbirliği ve dayanışması

İşçi sınıfı ve sendikal hareketler doğuşlarından itibaren kapitalist şirketlere karşı uluslararası işbirliğine önem vermişlerdir. Sosyalist akımlar da bu işbirliğini teşvik etmek ve kolaylaştırmak için büyük katkılarda bulunmuşlardır. Bugün, sağ kanattaki partilerin dünyadaki işçi sınıfı ve sendikal hareketler üzerindeki etkisini bir an için tartışma dışı bırakırsak, bugün asıl etkili olan akımlar demokratik sosyalist ve ulusalcı sosyalist akımdır ve bilimsel sosyalist akımın etkisi bazı ülkeler dışında genellikle zayıftır. Bazı araştırmacılar da sendikacıların ve işçi temsilcilerinin birçoğunun kendiliğinden sosyalist oldukkarını ve sendikacı sosyalizmi olarak tanımlanacak bir sosyalist akımdan söz edilebileceğini savunmaktadırlar.

 

Sosyalist akımların işçi sınıfı ve sendikal hareketle ilişkisi

Sosyalist akımlar ile işçi sınıfı hareketi veya işçi sınıfının sendikal hareketi aynı şeyler değildir. Sosyalist akımın gelişme örüntüsü ile işçi sınıfı hareketinin gelişme örüntüsü nitelik olarak farklı süreçlerdir. Sosyalist akımlar ile işçi sınıfı hareketi arasındaki ilişkiler oldukça karmaşıktır. Farklı sosyalist akımların işçi sınıfı hareketlerine ve sendikal hareketlere yaklaşımı da farklıdır. Örneğin, ulusal sosyalist akım ve demokratik sosyalist akım işçi sınıfının çıkarları ile kapitalistlerin çıkarlarını uzlaştırmayı savunur ve işçi sınıfının sosyal ve ekonomik çıkarlarını kapitalizmin reformlarla iyileştirilmesi hedefine tabi kılmayı ön planda tutar. Bu iki akımın, kapitalist sınıfın işçi sınıfını sömürmesi ve kapitalist sömürü konusundaki tutumları da farklıdır.

 

Kapitalist sömürüye ve işçi sınıfına karşı tutumları

Kuşkusuz, ulusal-devletçi sosyalist akımın ve demokratik sosyalist akımın asıl üsleri kapitalizmin merkez ülkelerinde olan tekelci uluslararası sermayenin işçi sınıfını ve halkları sömürmesi konusundaki görüşleri de bilimsel sosyalist akımdan farklıdır. Demokratik sosyalist partiler ve bunların etkisinde olan sendikalar, yoğun bir biçimde düşman güçlerin sızma çabalarının hedefidir. Devlet ve büyük tekeller kendilerine bağlı etki ajanlarını çok çeşitli yollarla bunların içine sokmaya hatta yönetim organlarına sokmaya çalışırlar. Havuç ve sopa yöntemleri kullanarak bazı sendikaları kendilerine yararlı konumlara çekmeye çalışırlar. Buna karşın ulusal sosyalist akım ve bu akıma bağlı sendikalar genellikle gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Bunlar da benzer bir biçimde büyük burjuvazinin ve çeşitli büyük burjuva liberal akımların sızma çabalarının hedefidir. Bu sendikaları da yozlaştırmak için her türlü sistemli adam devşirme görülmektedir. Bu gerçekler bilimsel sosyalist akımın sosyalist sendikalar içinde çalışmasını oldukça zorlu bir iş haline gelmesine yol açmaktadır.

 

Sosyalist Ülkelerdeki İşçi ve Sendika Hareketi 

Bazılarının düşündüğünün aksine sosyalist ülkelerdeki işçi ve sendika hareketi çok güçlüdür ve görevleri geniş kapsamlıdır. Bu görevler iki tür örgütlenme üzerinden gerçekleşmektedir: birincisi tüm işyerlerinde yasal faaliyet gösteren işçi konseyleridir. Bu konseyler devlet sermayeli şirketlerde hem şirketin yönetimine katılmakta hem de aşağıdan işyerindeki çalışma koşullarının işçilerin talepleri doğrultusunda iyileştirilmesi için çabalar göstermektedirler. Sendikalar ise ücret ve sosyal haklar için şirket yönetimleri ile pazarlık ve mücadele yürütüyorlar; bu çabalar özel sermayeli veya yabancı sermayeli şirketleri kapsamaktadır. Bunun dışında şirketlerin çeşitli adaletsiz ve hatalı uygulamalarına karşı kendiliğinden gelişen işçi eylemleri ve direnişleri ortaya çıkmaktadır. 

En önemlisi tüm bu ülkelerde işçi ve sendika hareketi bilimsel sosyalist bir partinin önderliğinde çaba göstermektedir. İkincisi, bu ülkelerde ücretli çalışanların toplmsal ideolojisini ve toplumsal bilincini değerlendirisek, bunların ezici bir çoğunluğu sosyalizmin inşasını ve mevcut siyasi sistemi desteklemektedir. Ayrıca ekonomik ve sosyal kalkınmanının güçlenmesi ile birlikte işçilerin ücretleri ve refah düzeyleri sürekli olarak güçlenmektedir, ücretlilerin konut sorunu büyük ölçüde çözülmüştür. İşte bu nedenle, ücretli çalışanlar kitlesi arasında kapitalist ülkelerde gördüğümüz sömürü ve sermaye karşıtı görüş ve pratikler çok zayıftır.

Sosyalist ülkelerdeki sendikaların, kapitalist ülkelerdeki çeşitli farklı görüşteki sendikalarla uluslararası işbirliği oldukça kapsamlıdır ve birçok ortak proje yürütmektedirler. Örneğin, 2019 yılında Çin Sendikalar Birliği ile ILO (Uluslararası İşçi Örgütü) arasında Asya-Pasifik bölgesinde sendikal hareketi güçlendirmek için yeni bir ortak proje başlatılamıştır. Bundan önce iki örgüt 2013 yılında başlayan 5 yıllık benzer bir ortak proje yürümüşlerdi. https://www.ilo.org/actrav/media-center/pr/WCMS_710621/lang--en/index.htm

Küba Sendikalar Birliği de Pasifik-Karayip-Güney Amerika ve Afrika’daki sendikalarla yoğun bir uluslararası işbirliği içindedir.

 

Bilimsel Sosyalist Akıma Bağlı Partiler Arasında Uluslararası İşbirliği

Bilimsel sosyalist akıma bağlı partilerin daima bir uluslararası politik stratejisi olmuştur, buna bazen uluslararası temel çizgi de denilmiştir. Aynı zamanda çağın (dönemin) temel niteliklerine ve partiler içinde hakim olan görüşlere göre partiler arası ilişkilerin aldığı biçimler değişimler göstermiştir. Bugün de bu ilişkileri tasarlarken de çağın nitelikleri dikkate alınmalı, aynı zamanda Birinci, İkinci ve Üçüncü Enternasyonalin olumlu ve olumsuz işbirliği deneyimleri bize yol göstermelidir. Bazıları Stalin önderliğindeki Üçüncü Enternayonalin sadece olumsuz yönlerini ve Sovyet Partisi’nin örgütteki hegemonik görüş ve uygulamalarını öne çıkararak, olumlu yanlarını iptal etme görüşünü savunuyorlar. Bugün bilimsel sosyalizmi savunan partiler arasında üç tür işbirliği ve dayanışma sürmektedir: birincisi, ikili veya üçlü ilişkiler diğeri, bölgesel düzeydeki ilişkiler, üçüncüsü bir koordinasyon komitesi önderliğinde dünya kongreleri sistemi. Bugüne kadar bu kongreler 24 yıl içinde 23 kez farklı ülkede toplanmıştır. Sosyalizm yolunda ilerleyen tüm ülkelerin iktidar partileri dahil 100 civarında parti bu oluşuma dahildir.

Bugünkü işbirliğinin aldığı biçim geçmişteki ilişki biçimlerinden farklıdır. Ayrıca bu partilerin görüşleri arasında bazı önemli farklılıklar olduğu için yekpare bir özellik göstermiyor. Fakat en önemlisi, her bir partinin diğerinin ülkesinde izlediği devrim stratejisine ve görüşlerine saygı duyması ve müdahaleci bir tutum almamasıdır. Bu oluşum içinde bugün Yunanistan KP önderliğini yaptığı ciddi tepki gören bir gruplaşma ve çatışmacı bir oluşum var. Türkiye’de de bu gruplaşmayı teşvik eden bir sosyalist parti bulunuyor. Bunların en temel özellikleri sosyalizm yolunda ilerleyen ülkelerin partilerine karşı çok sert biçimlerde hücumlar yöneltmeleri, ikincisi, demokratik sosyalizm akımına ve ulusal sosyalist akıma düşmanca yaklaşmaları, üçüncüsü, Üçüncü Enternasyonal’de olduğu gibi sıkı ideolojik, siyasi ve örgütsel çizgilerle yönetilen bir uluslararası ilişki biçimini savunmalarıdır. Fakat üye partilerin büyük çoğunluğu bu görüşleri benimsemiyor.