BİR ÇINARIMIZ DAHA DEVRİLDİ

                              BİR ÇINARIMIZ DAHA DEVRİLDİ

Yusuf Balaban, 1927 yılında Aydın Büyükdere köyünde yaşama gözlerini açtı. 1940 yılında sınavını kazanarak İzmir Kızılçullu Köy Enstitüsü'ne girdi. 1945 yılında mezun oldu. Polatlı Yedek Subay okulunda Hüseyin Hüsnü Tekışık ile tanışan Balaban, Gazi Eğitim Enstitüsü Pedogoji Bölümü'nde birlikte eğitim aldı. İzmir'in çeşitli köylerinde öğretmenlik, sonrası milli eğitim müfettişliği yapan Balaban, Muğla ve İzmir Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundu.

Köy enstitülü 12 öğretmenin1949 yılında Bayındır'da kurduğu, kısa sürede üye sayısı 561'e ulaşınca merkezi İzmir'e alınan, daha sonra İzmir ilçelerinde, Aydın, Denizli, Kütahya, Manisa ve Muğla ilinde ve bu illerin bazı ilçelerinde örgütlenerek şube sayısını 38'e ulaştıran, Ege Bölgesi Köy Öğretmenleri Derneği'nin 8 Eylül 1953 tarihli olağan genel kurulunda, denetim kurulu üyeliğine seçildi.

Bu dernek, 1958 yılında Türkiye Köy Öğretmenleri Federasyonu'na katıldı. 1965 yılında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kurulunca; dernek kapatıldı, öğretmen mücadelesi bu çatı altında yürütüldü.

Emekliliği sonrası pek çok panel ve söyleşide köy enstitülerini tanıtıcı konuşmalar yapan Balaban, YKKED'nin kuruluşunda katkı sundu. Pek çok gazete ve dergide yazılar kaleme aldı.

Bu söyleşilerin birinde köy enstitülerini, ''Biz enstitülüler insanlarımızın gözünü açmak için çabaladık. El ele verildiğinde köy çocuğunun neler yapabileceğini kanıtladık. İş, müzik, folklor alanlarında çalıştığım köylere hareket getirdim. Tiyatro, spor çalışmalarıyla onların gönüllerini açtım, bedenlerini işlettim. Dönütler, enstitü eğitiminin işlevselliğini ve ülke gerçekliğiyle örtüşmesini işaret ediyor'' diye anlatır.

Yine Ruhi Su'yu anma etkinliklerinin birinde onun için; ''Kızılçullu Köy Enstitüsü'nde son sınıf öğrencisiyken, Ruhi Su türkü derlemek için okulumuza gelmişti. Öğrenciler onu dinlemek için konferans salonuna toplandı. Bütün gittiği yerlerde olduğu gibi bizden de türkü öğrenmek istemişti. İlk önce kendisi türkü söyledi. Mesela, Isparta türküsü olduğunu zannettiğim bu türküyü biz ondan öğrendik. 'Cevizin yaprağı dağ arasında, güzeli severler bağ arasında' Şu anda rahmetli olan bir arkadaşımız Hüseyin Özsu, onun da sesi bas baritondu ve güzeldi. Ruhi Su'ya, Muğla ağzıyla söylediği 'deniz de üstü köpürür, kayığına binsem götürür' türküsünü öğretti, Ruhi Su bu türküyü hemen notaya aldı. O gün bizi o güzel sesi ve sohbetiyle çok etkilemişti. Ruhi Su çok ender çıkan insanlardan biriydi. O nedenle, yeni kuşaklar Ruhi Su'yu tanımalı. Ruhi Su hiç unutulmamalı.'' diye anlatır.

Yusuf Balaban'ı 21 Kasım 2020'de yitirdik. O köy enstitüleri unutulmadığı sürece yaşayacak. Işıklar içinde uyu güzel insan.
                                                                                   Osman Gazi Oktay