BAZILARI SICAK SEVER

Oytun Erbaş diye genç bir doçent doktor var. Ödemişliymiş. Hemşehri sayılırız. Medyatik, bir nevi Youtuber gibi bir şey. Fizyolog. Yeni tanıdım ben meğer baya meşhurmuş.

Fizyoloji doçenti olması nedeniyle tıbbın pek çok alanına ilişkin bilgiye sahip olduğu anlaşılıyor. Belli ki zeki ve tıp dışı ilgileri çeşitli bir kişi. Ağzı laf da yapıyor.

Seyrettiğim bir videosunda şu cümleleri kurdu kısa aralıklarla. (Mealen aktarıyorum):

“Dünyada üç ana virüs kuşağı var. Bize musallat olan her tür virüs buralarda ürer. Biri Amazon havzası, ikincisi Nijerya’yı da içine alan tropik Afrika, üçüncüsü de Wuhan eyaletini de kapsayacak şekilde Muson kuşağı ve Endonezya-Malezya yağmur ormanları. Virüslerin özellikle yarasalarda ve kimi vahşi memeli hayvanlarda üremesi mutasyon geçirmesi ve diğer memelilere bulaşabilmesi için neme ve sıcağa ihtiyacı var. Bu coğrafyalar işte tam bu özelliklere sahip. Ebola, Sars, Mers, Nipah, Çiçek, Kuduz, Lassa ateşi vb hep buralardan doğar ve ilk buralarda salgın yapar…”

Haklı. Doğru bir bilgi bu. Virüsler buralarda hortluyor.

Oytun bir süre sonra birlikte video çektiği kişinin "yaz gelince bu salgın biter mi” sorusuna cevap veriyor. Kendi sorularına verdiği cevaplarla duruma açıklık getiriyor:

“Bak virüs ne? Virüs etrafında bir protein kılıfı olan DNA veya RNA moleküllerinden oluşuyor. Bunlar ne? Bunlar da protein. Demek ki virüs demek protein demek. Peki protein en çok nerede rahat eder bozulmadan kalır? Buzdolabında. Yani virüsler soğuğu sever. Yaz gelince yayılımı ve aktivitesi azalacaktır. Salgın hız kesecektir. Hem sıcak yüzünden havada ve yüzeylerde aktif kalma süresi kısalacak hem de ultraviyole ışınlar yüzünden. Bak göreceksin Nisan’da bitecek bu iş.”

İşte bu bilginin analoji tuzağına düşmesi hatası. Bilgiyi bilgi olmaktan çıkarıp peygamberce bir kehanete dönüştüren, kullananın da kendisini peygamber gibi hissetmesine yol açan bir durum bu.

Başta ne dediğini unutma ve kendine aşırı güvenme hali de var tabii.

Yahu eğer virüsler soğuğu seviyorsa neden hep sıcak ve nemli coğrafyalarda oluşuyor ve salgınları ilk orada yapıyor?

Kuduz mesela kışın hemen hiç olmuyor; buna karşın eğer bir bölgede endemikse yazın hortluyor. Ebola sadece Afrika’da görüldü. Pandemi oluşturmadı. Lassa Ateşi salgını hala var Nijerya’da. Demek ki kimi virüsler sıcakta kimi virüsler ise soğukta yayılım gösterip salgın tablosu oluşturuyor. Bazıları ise iklimden mevsimden münezzeh. Bulsa uzaylıları da ebeleyecek. Çiçek böyle bir belaydı mesela. Demek ki Virüs’ün proteinden olması sıcaktan uzak durmasını ille de gerektirmiyor. Vücut sıcaklığımız 36.5 akciğerlerimiz daha da sıcak. Kedilerin normal sıcaklığı 38.5 Corona virüsleri iç ortam ısısı olarak tutunuyor oralarda. 

Ayrıca şu an konumuz olan COVİD-19 nasıl oluyor da bütün coğrafyalara ve bütün iklimlere yayılım gösterebiliyor? Neden Brezilya Arjantin ve Avustralya gibi yaz mevsimini idrak eden yerlerde kış mevsiminin gelmesini beklemiyor? Neden kışı hiç olmayan ülkelerde de görülüyor? Rusya, İtalya’dan İspanya’dan Yunanistan’dan daha mı sıcak da orada çok az görülüyor?

Oytun sonuçta haklı çıkabilir. COVID-19 mevsimsel grip gibi bir davranış gösterebilir. Ama bu Oytun’un dediği sebepten olmayacaktır. Hatta olsa bile Oytun gene bilimsel yöntem açısından yanlış yapmış olacaktır. Eldeki bilimsel veri miktarı ve hastalığın tarihçesi böyle bir sonuca zart diye varmak için yeterli değil ki!  Zaten pek çok virolog “grip benzeri davranış göstermesini bekliyoruz ama emin olamıyoruz" derken bu beklentinin bir temenni mahiyetinde olduğunu söylemiş oluyorlar.

Bize daha çok bilim adamı gibi düşünen bilim adamı ve daha az peygamber ve daha az mehdi lazım.

Hani Yedi Düvel gelmiş olsa, Çanakkale'ye dadansa, garbın afakını çelik zırhlı bir duvar sarsa ordularımızın yanında evliya ve enbiya iş yapar belki ama bu iş sakat. Bunun şakası yok!

İyi de neden Yavuz Dizdar, Ender Saraç, Canan Karatay Adnan Saraçoğlu gibi ballıbabagillerden bir dolu maydanoz varken sen Oytun'la uğraşıyorsun diye sual edecek olursanız şundan: Çünkü onlar önemsiz. Onları ciddiye alıp zarar görecek kişiler, ne yalan söyleyeyim bunu hak etmiş olacaklar. Oytun gibi gençler ise bizim için çok değerli. Oytunları da bu çarka kaptırırsak çok fakirleşiriz.

Yapmayın kardeşim analoji manaloji! Bize laboratuarda masa başında adam lazım. Bilim değil bu. Bırakınız laf ebeliğini ben gibi mimarlar yapsın. Zaten krizden dolayı proje mroje hak getire. Bir işimiz olsun hiç değilse.

Kıssalı hisse: Bir adamı bilimadamı yapan şey "bilmiyorum belli değil" filan diyebilmesi sanırım.