A. TUNCAY KARAÇORLU : KEMERALTI'NI KORUMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR

3 Ekim 1994 tarihinde dediğimizi, bugün bir kez daha tekrar ediyoruz ...

Tarihi Kemeraltı Bölgesi'nin ahenginin yeniden canlandırılması ve gelecek kuşaklara iletilmesi bir inanç ve ustalık işidir...

Tarihi Kemeraltı Bölgesi'nin bulunduğu alan, kentimizin geçmiş döneminden bugüne ulaşan tüm kültürlerin izlerini taşıyan ve etkilerini taşıyan bir alandır...

Kemeraltı da dokusunda ve yapılarında bu izleri ve etkileri taşıdığı gibi, bulunduğu çağın ve toplumun gereksinimleri ile birlikte bu ikilemi yaşatabilme olanağına sahiptir.
Bu da kemeraltı'nda geçmiş ile günümüzün bağdaştırılabilmesi, iyileştiririlebilmesi ve geliştirilebilmesi ile olanaklıdır...

Kemeraltı'nın tarihsel dokusunun ve mimari özelliklerinin korunarak kentleşmenin sağlıksız tahribatlarından uzak tutulabilmesi, kentimizin kimliği; halkımız ve Kemeraltı'nda etkinliğini sürdürenler için büyük önem taşımaktadır...

Bir kentin kimliği, o kentte evrensel değerler kazandırdığı gibi o kentte yaşayan insanları kentsel etkinliklerinde, moral değerler alabilmesi açısından da önemlidir...

Kemeraltı bu moral değerleri ve evrenselliği oluşturacak sağlıklı bir İzmir kimliğinin mozaiğinde, önemli bir kent parçası olabilme olanaklarını taşımaktadır...

Korunup, iyileştirip, yaşatılan bir Kemeraltı'nın, kentin bir parçası olarak sağlıklı bir kentin yaratılması anlamında kentin bütününde olumlu etkisi olabileceği gibi, Kemeraltı'nı kullananlar ve yaşayanlar için de önemli kazanımlar sağlayacaktır...

Bu anlamda tarihi Kemeraltı Bölgesi'nin korunması ve iyileştirilmesi için 'etkin bir koruma eylemi' yaşama geçirilmelidir...

Kemeraltı'nın bu tarihi koruma ile mi tek yapı, sokak ya da ada ölçeğinde değil bir bütün olarak etkilediği ve etkilendiği bölge olarak, koruma sorununu doğru analiz ederek ve doğru koruma ilkeleri saptayarak gerçekleştirilmelidir...

Koruma eyleminin etkinliği ve sürekliliği Kemeraltı'nın eski mekanlarını, o dönemdeki toplumsal ilişkilerinden ve toplumsal koşullarından bağımsız olarak yeniden yaşatmak da mümkündür...

Bu yaşatma eyleminin çizgisi de nelerin korunması gerektiği, var olan dokunun analizi ve bu doku üzerinde yürütülen bir tespit çalışması ile belirlenebilir...

Bu anlamda 1978 yılında Kemeraltı Bölgesi'nin kentsel tarihsel sit alanı olarak tescil edilmesi ile başlayan yüksek kurulca 1984 yılında uygun görülen ancak 1987 yılında ise yeniden incelenmesine karar verilen Kemeraltı ve koruma amaçlı imar planları ve plan notları ile devam eden bugünkü mevcut koruma girişimleri yetersiz kalmaktadır...

Bu çalışmanın iyi bir koruma eğilimine dönüşebilmesi, sağlıklı, sosyal, ekonomik ve kültürel biçimleniş içerisinde doğru bir koruma yönteminin çizgisinde, teknik, kurumsal, yasal yönetimsel ve Mali olanaklara bağlı olarak gerçekleştirilebilir...  

Tarihi Kemeraltı bölgesi'nin ahenginin yeniden canlandırılması ve Kemeraltının girişindeki ulu çınarın, Ege'yi sonsuza dek selamlaması dileğiyle...

                                               Ahmet Tuncay Karaçorlu
                                         Yüksek Şehir ve Bölge Plancısı
                                  Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi Sözcüsü
                            Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Kurucu Başkanı