ARSLAN KILIÇ:BİR MİLLİ SEVİNCİN, MİLLETİ BÖLMEK İÇİN KULLANILMASININ ÇARPICI ÇAPSIZLIK ÖRNEĞİ…

BİRİNCİ SORUN

      Soruyu çok açık yazalım:

      Atatürk’ün “devrim yapan Türk halkı” olarak tanımladığı “Türk milleti”, bir milli sevinçte, yıllar yılıdır MHP gibi bir partinin simgesi yapılmış bir işaretle birleştirilebilir mi?

      Yoksa, tam tersine, Atatürk’ün tanımladığı milletin yüzde %99’unu birleştirme potansiyeli taşıyan milli maç sevinci, %90’ının karşı olduğu bir partinin kullandığı bu işaretle bölünür mü?

      BİRİNCİ sorun bu…

     Devam edelim.

                                                     ***

      İKİNCİ SORUN

      Daha 8 yıl öncesine kadar ve özellikle FETÖ’nün “milli hükümetimiz”in ortağı olduğu yıllarda, milli takımda ali kıran baş kesen haline getirilmiş bir Hakan Şükür vardı.

       Seçildiği milli takımda, takım arkadaşlarını “namaz kılmadan sahaya çıkmamaya” kışkırtan ve bu hareketini, “%99’u Müslüman milletimizi birleştirme” iddiasıyla savunan “BOP Müslümanı”ndan söz ediyoruz.

      Peki ne yaptı o futbolcu, tarikat-cemaat militanlığında işi küstahlığı vardıran o tutumlarıyla?

     “Müslümanlığın simgesi” diye tanımladığı ama FETÖ’nün alametifarikası olmuş hareketleri ile,  “%99’u Müslüman milletimizi” birleştirdi mi?

      Yoksa FETÖ tarikat-cemaatçiliğinin hükümet ortağı olmasının yarattığı tarikat-cemaat meşrulaşması sayesinde milletin, aynı yıllarda sayıları pıtrak gibi artmış cemaatler arasında bölünüp parçalanmasına mı hizmet etti? 

      İKİNCİ sorunu, yaşanmış bu deneyden hiçbir ders çıkarılmamış olması oluşturuyor.

      Demek ki, tarikat-cemaat yapıları ve ideolojisi üzerine kurulmuş bir partinin ve iktidarının, bu dersi çıkarması mümkün olmuyormuş, olamıyormuş.

      Çünkü onun yapısı ve ideolojisi, “kökü dışarda” FETÖ tarikat-cemaatçiliğine karşı, “kökü içerde” tarikat-cemaatlere dayanarak mücadele etme yöntemi dışındaki yöntemleri kabul edemiyormuş. Çünkü o, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz” ilkesini içselleştiremiyormuş.

      Bir de, son yılların “muhafazakâr milli devrimcilik” icadı ya da “keşfi” olan ve Cübbeli Ahmet’e takılan “milli cemaat”  madalyası var. O madalya ile de milletin birleştirilemediğini görüp yaşıyoruz. Dahası bu “madalya”nın, Cübbeli Ahmet’lerin mezhepçi İran düşmanlığını önlemeye bile yetmediğini görüp yaşıyoruz.

      Şimdi, tarikat ve cemaatler üzerinden yaşadığımız bu örneklerin milleti bölmesini hatırlatmamıza, genç futbolcunun kurt işareti yapmasının, “Ama Türk milletinin bir simgesi olan bu bozkurt işareti ile tarikat-cemaat Müslümanlığı simgeleri nasıl bir tutulur?” gibi “milliliğinden sorgu sual olunmaz” itirazlarla savunulmaya kalkışılacağını da biliyorum. Özellikle “muhafazakâr milli devrimcilik” cephesinden…

      Ama onlara bu ayrımda, güzellemeler yaptığı bugünkü “MHP’miz” ve “Ak Partimiz” “muhafazakâr milliyetçiliği”nin Türklükle Müslümanlığı özdeşleştirmesi “keşfini” hatırlatırım.  

      Bir de şu durumu düşünün: Milli takım futbolcularından birinin sevincini, Altı Ok işaretiyle yapsaydı ne olurdu sorusunun yanıtını düşünün…

      Altı Ok’un Atatürk’ün bulduğu ve Anayasaya, CHP flamasına yerleştirdiği gerçeğine rağmen, başta bugünkü olmak üzere CHP’yi simgelediği hatırlanacak ve görülmedik bir feryat figan koparılmakla kalınmayacağı; o futbolcunun, derhal milli takımdan çıkarılıp Türkiye’ye gönderilerek bir “altın çağında yargımız” savcısının önüne çıkarılacağı kesindi.

                                                   ***

     EN VAHİMİ DE ÜÇÜNCÜ SORUN

     Geldik ÜÇÜNCÜ SORUNA…

     En vahimi de bu.

      Aşağıdaki twetter (X) mesajında, kendisine “Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğü” gibi, Türkiye için son derecede stratejik bir kurumun baş yöneticiliği verilen “prof” unvanlı kişinin, genç futbolcunun kurt işaretinden çıkardığı sonuçları okuyoruz.

 

       Milli takımın Avusturya milli takımını yenmesi, Rektörümüzdeki, Ortaçağ fetihçiliği ideolojik bilincini coşturmuş. Yönettiği MSÜ öğrencisi kurmay subay adaylarına, yaklaşık 500 yıl önceki Viyana kuşatmasını hedef göstermiş. Onlara, milli futbolcunun kurt işareti yapmasını kullanarak, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa yenilgisinin rövanşını alma misyonu yüklemiş.

      Yazık Türkiye’ye…

      Kurmay subayları, 21’inci yüzyılda bu bilince sahip birinin yönettiği okulda eğitilen orduya yazık.

       Nasıl yazık olmasın, bilinci ve bilgisi Ortaçağ hurafelerinden oluşan rektörümüz, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ordusunda bozkurt işaret yapmanın nerdeyse kelle verme nedeni sayılabilecek bir “suç” olduğundan bile habersiz bir “tarihçi”!

        Ümmet ideolojisi temelinde kurulmuş çok kavimli bir imparatorluk olan Osmanlı’nın Viyana fetihçiliğinde, bir “Türk dünyası” devleti kurma Türkçülüğünün ideolojisi olan “Kızılelma”  hülyası bulan “tarihçiye”, Osmanlı medreselerinde temizlik görevi bile verilmezdi.

        “Milli Hükümetimiz” ortakları “muhafazakâr milliyetçi Ak Partimiz” ve “milletçi muhafazakâr MHP’miz” iktidarlarının oynayıp da bozmadıkları ve çarpıtmadıkları kurum, ilişki, bilinç kalmıyor.