İsmail DURNA:AKP’NİN DAYANDIĞI SINIF

31 Mart’ta yerel önderleri seçmek için sandığa gideceğiz.

Nasıl oluyor da;  AK Parti seçimlerden birinci parti olarak çıkıyor?

Bu duruma  şaşırmamak gerekir.

Bunu seçim hileleri ve halkın cahilliğiyle de açıklamak doğru değil.

Çünkü;  AKP’nin toplumsal bir tabanı var.

Milli burjuvaziye dayanıyor.

 

MİLLİ BURJUVAZİ

AK Parti milli burjuva sınıfına dayanıyor.

Bu sınıf, 25 yıllık AK Parti döneminde palazlanarak daha da büyüdü.

Milli burjuvazinin esas beslendiği alan, orta ve küçük ölçekli fabrikalar.

Yine bu partinin desteklediği ve  altlara yayılan kobiler ve işletmeler var.

Orta ve zengin çiftçiler de bu sınıfa dahil.

Yine bu sınıfın önemli bir kesimi belediyeler dahil, devlet kurumlarında  yönetici konumdalar.

Bunun yanında, tarikat – cemaat ilişkileri içinde olan halk kesimleri var.

Bu sınıfın büyük burjuvaziyle ilişkisi de oldukça güçlü.

Aynı zamanda  komprador burjuvaziyle de çıkar ilişkilerine sahip.

 

MİLLİ BURJUVAZİNİN İKİLİ YAPISI

Milli burjuvazi; konumu gereği ikili bir yapıya sahiptir.

Savaş şartlarında, tıpkı 15 Temmuz darbesinde olduğu gibi ABD ile çatışır.

Barışçıl süreçlerde ise; günümüzde olduğu gibi uzlaşmacı denge politikası izler.

 

SOLDA İKİ YAKLAŞIM

Solda, burjuvaziye yaklaşım konusunda iki sakat görüş var.

Birisi; toptancı bir mantıkla bütün burjuva sınıflarını düşman olarak görüyor.

Emperyalizmin değirmenine su taşıyan bu sözde sol çevreler konumuz dışında.

Bizi ilgilendiren asıl konu  VP.

Partinin, milli burjuva sınıfını, MDD’e önderlik edeceğini öngörmesi.

Bu görüş; teorik olarak 2006’da benimsenen parti programına konmuştu.

Programa göre devrimde bilimsel sosyalist partinin önderliği şart değildi.

‘Milli Merkez’ denemelerinden sonuç alınamadı.

Neden?

Çünkü; ‘Cephe’ parti içinde kurulmuştu.

Yanlış programda ısrar edildi.

Özellikle de; 15 Temmuz 2016 Amerikan darbesi bastırıldıktan sonra pratiğe geçirildi.

Seçimler dahil, her alanda neo-liberal programda ısrar eden iktidara bel  bağlandı.

‘Ekonominin belirleyiciliği’ ilkesi gözardı edildi.

Bugün iktidarın uzlaşma çizgisi kıyasıya eleştirilse de çabalar boşa gidiyor.

Çünkü; stratejide yapılan hatalar taktik politikalarla telafi edilemiyor.

 

NATO’DAN ÇIKILACAK , AMERİKA KOVULACAK

Nato’dan çıkılacak, Amerika kovulacak.

Önümüzde çatışmalı bir süreç bulunuyor.

Yeni bir devrimci seçeneğin yaratılması göreviyle karşı karşıyayız. 

Siyaseten bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla tamamlayacak,

Bölüşüm ilişkilerine müdahale edilecek.

Batının dayattığı neo-liberal sisteme son verilecek.